BİRDEN FAZLA İLİŞKİ • ZİNCİRLEME SUÇ

Mağdureyle farklı günlerde birden fazla cinsel ilişki zincirleme suçtur.

BİRDEN FAZLA İLİŞKİ • ZİNCİRLEME SUÇ
YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ E: 2012/12548 K: 2012/13751 T: 26/12/12

 

Irza geçme ve reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık C.nin yapılan yargılaması sonunda; reşit olmayan kimseyi kaçırıp alıkoyma suçundan beraatine, nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine dair Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 26.12.2006 gün ve 2003/401 Esas, 2006/490 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargı-tayca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

 

Sanık hakkında reşit olmayan kimseyi kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,

Tüm dosya kapsamı sonucunda, sanığın Adli Tıp Genel Kurulunun 10.11.2005 tarihli raporu ile kendisinde orta dereceli zeka geriliği bulunan ve olayın ahlaki redayetini idrak edemeyeceği ve fiile ruhsal yönden mukavemet edemeyeceği belirtilen mağdureyi, cebir, şiddet ve hile olmaksızın alıkoyduğu anlaşılmakla sanığın eyleminin 765 sayılı TCK'nın 430/2. maddesindeki suçu oluşturduğu bu itibarla sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsiz ise de; oluşa göre sanığın işlediği reşit olmayan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçunun 765 sayılı TCK'nın 430/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla, aynı Kanun'un 102/4. maddesine göre 5 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, reşit olmayan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçu yönünden sanığın sorgusunun yapıldığı 12.11.2003 tarihinden, inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7 ve 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri gözetilerek BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanun'un 322 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

Sanık hakkında ırza geçme suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince,

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinde “zaman bakımından uygulama”, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise “lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” kurallarının düzenlenmesi, ayrıca 5252 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlükten kaldırılması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve bu kanunların hükümden önce 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5252 sayılı Kanun'un 9. maddeleri uyarınca, olaya tatbik imkanı bulunan kanunların leh ve aleyhteki bütün hükümleri ayrı ayrı ele alınarak sonuçları karşılaştırılıp, lehe olanın belirlenmesi, her iki kanunla ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime olanak verecek biçimde kararda gösterilmesi gerekirken açıklanan şekilde karşılaştırma yapılarak hangi kanunun sanık lehine olduğu belirlenmeden, 5237 sayılı TCK'nın hükümleri uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması,

Dosya kapsamından sanığın, mağdureyle farklı tarihlerde birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiği anlaşıldığı halde, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,

Gerekçeli karar başlığında, suçun işlendiği yerin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesine aykırı davranılması, kabule göre de,

Mağdurenin suç tarihlerinde 16 yaşı içerisinde olduğu kabul edilmesine karşın, 5237 sayılı TCK'nın 103/2. maddesi yerine 102/2,3-a maddeleri uyarınca hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24.10.2007 tarih ve 441 sayılı Kararıyla Eyüp Adli Teşkilatı kapatıldığından, dosyanın Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'na gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 26.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.