BİRDEN FAZLA PARSELLER İÇİN AÇILAN DAVA * DAVANIN TEFRİKİ

Birden fazla parsel üzerinde yapılmış olan binalara ilişkin olarak el atmanın önlenmesi ve kal istemiyle açılmış davaların tefrikine karar verilmeli ve her bir parsel için ayrı bir dava dosyası açılmalıdır.

BİRDEN FAZLA PARSELLER İÇİN AÇILAN DAVA * DAVANIN TEFRİKİ
YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E: 2011/9119 K: 2011/11763 T: 10/10/11

 

Dava, 1053 sayılı “Ankara, İstanbul ve Nüfusu Yüzbinden Yukarı Olan Şehirlerde İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temini Hakkında” Yasa ve 2560 sayılı İSKİ kuruluş Yasası'na istinaden davacı idarenin sorumluluğundaki Çam-lıca-Harem-Salacak Ana İsale Hattı güzergahına ait (..) ada (..), (..) ve (..) no.lu parseller üzerinde bina yaparak işgali bulunan davalılar hakkında elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.

 

Davalılar, usul, taraf teşkili ve esas yönünden davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı T, O. ve A'nın müdahalesi kanıtlanamadığından reddine, (..) parsel ile ilgili dava bulunmadığından bu parsel ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Hükmü, davacı İSKİ vekili ve davalı A, O. vekilleri ile davalı T. vekilleri ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.

Davalıların (..),(..) ve (..) parsel sayılı taşınmazlara elatmalarının önlenmesi ve kal talebinde bulunulmuş ise de dava konusu (..) sayılı parselin DSİ adına müstakilen kayıtlı olduğu DSİ (..) ve (..) sayılı parsellerde paydaş ise de bu parsellerde DSİ dışında çok sayıda paylı malik bulunduğundan her üç parsel ile ilgili olarak açılan davada fiili irtibat dolayısı ile zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 167. maddesindeki “Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verilebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder.” Hükmü gereğince dava konusu her bir parsel yönünden davaların ayrılarak ve taraf teşkili sağlanarak bir hüküm kurulması gerekirken işin esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, şimdilik sair itirazların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 10.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.