DANIŞIKLI İŞLEM * MAL REJİMİNİN TASFİYESİ

Davacı, davalı eşinden bir alacağı olmasa dahi muvazaalı işlem sonrası mal tasfiyesinde doğabilecek alacağını korumak adına dava açabilir.

DANIŞIKLI İŞLEM * MAL REJİMİNİN TASFİYESİ
YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E: 2013/16713 K: 2014/2622 T: 18/01/14

 

Taraflar arasında tapu iptal ve tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 14.05.2013 gün ve 2012/11583-2013/8808 sayılı ilamıyla BOZULMASINA karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'un 440-442.maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

 

Dava, danışıklı (muvazaalı) olduğu ileri sürülen davalılar arasındaki taşınmaz satış işleminin iptali ile taşınmazın önceki sahibi adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş; hükmün, davalılar tarafından temyizi üzerine Dairemizce; davacının davalı eşinden alacağının bulunduğu kanıtlanmadan ve alacağı başka yollardan tahsil etme imkanı olup olmadığı da araştırılmadan karar verildiğinden bahisle karar bozulmuş; davacının karar düzeltme itirazları üzerine dosya yeniden incelenmiştir.

Davacı, eşi olan davalı M.A. boşanma davası açmadan kısa bir süre önce dava konusu meskeni mevcut ve gelecekte olası hak ve çıkarlarını karşılıksız bırakmak amacıyla müşterek çocukları diğer davalıya muvazaalı olarak devrettiğini belirterek, satış işleminin iptali ile taşınmazın önceki sahibi olan davalı M.A. adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, dava konusu taşınmazın edinilmesine davacının herhangi bir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.

Mahkemece, davalılar arasındaki satış işleminin muvazaalı olduğu benimsenerek, satış işleminin iptali ile taşınmazın önceki malik adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

Dava, Borçlar Yasası'nın 18.maddesinde düzenlenmiş bulunan danışık (muvazaa) iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Kural olarak danışık (muvazaa) nedeniyle hakları zarara uğratılanlar, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü danışıklı olan bir hukuki işlem haksız eylem niteliğindedir. Ancak, danışıklı işlem ile hakkın zarar gördüğünün benimsenebilmesi için danışıklı işlemde bulunandan bir alacağın var olması ve bu alacağı ödememek amacıyla danışıklı işlemin yapılması gerekir. Satışın danışıklı olduğu kanıtlanırsa davacı, satışa konu edilen maldan alacağını almak için yararlanabilecektir. Bu tür davalardaki amaç, ödeme günü gelmiş bir alacağı alabilmek için hukuki işlemin alacaklı yönünden geçersizliğini sağlamaktır. Davacının bu hakkı, mala ilişkin (ayni) değil kişisel bir hak olduğundan kişisel bir sonuç doğurur. Davacının iddiasının kanıtlanması durumunda, iddianın taşınmaza ilişkin olmayıp alacağın alınmasını sağlamaya yönelik bulunduğu gözetilerek, taşınmaz ile ilgili bulunan tapunun iptaline değil olayda kıyasen uygulanması gereken İcra ve İflas Yasası'nın 283/1.maddesi uyarınca, iptal ve tescile gerek olmaksızın, başka bir olgu veya kararla alacağı kesinleşen davacının, bu kişisel hakkından dolayı taşınmazın haciz ve satışına karar verilebilecektir. Eldeki davanın amacıda budur.

Dosya incelendiğinde; muvazaa iddiasına dayanan davacı ile davalı eşi arasında Bakırköy 8. Aile Mahkemesinin 2009/211 Esas sayılı boşanma davası ile Bakırköy 7. Aile Mahkemesinin 2009/350 Esas sayılı mal rejiminin tasfiyesi davasının görülmekte olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, dava ve temyiz inceleme tarihi itibariyle davalı eşinden kesinleşmiş bir alacağı yok ise de, derdest olan mal rejiminin tasfiyesi davası sonucunda alacaklı çıkması muhtemeldir. Öte yandan, davalılar arasındaki taşınmaz satış işleminin, davacıyı zarara uğratmak ve davacının muhtemel alacağını sonuçsuz bırakmak amacıyla muvazaalı yapıldığı da ispatlanmıştır.

Şu halde, davacının eldeki bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. Mahkemece, mal rejiminin tasfiyesi davasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, karar değişik gerekçe ile davalılar yararına bozulduğundan davacının karar düzeltme istemleri HUMK'un 440-442.maddeleri uyarınca kabul edilmeli, bozma ilamı kaldırılmalı ve karar gösterilen nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ

Davacının karar düzeltme isteminin yukarıda açıklanan nedenle kabulüne; Dairemizin 14.05.2013 gün ve 2012/11583 Esas, 2013/8808 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, ve tashihi karar talep eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18.02.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.