DOLANDIRICILIK SUÇU • ADLİ PARA CEZASI

Hapis cezası asgari sınırdan kesildi ise adli para cezasının da gerekçesiz asgari cezadan verilmemesi bozmayı gerektirir.

DOLANDIRICILIK SUÇU • ADLİ PARA CEZASI
YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ E: 2009/21199 K: 2011/198 T: 20/01/11

 

1.Sanık U. hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik müdafiin itirazlarının incelenmesinde:

 

Sanığın, bankanın maddi varlığı olan çeki düzenleyip kullanarak dolandırıcılık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 28.12.2004 gün ve 2004/173-228 sayılı kararında açıklandığı üzere fiilin TCK'nn 158/1-f maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı yasanın 157. maddesi ile hüküm kurulması ve ödemenin sanık M.S.tarafından yapılması nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma olanağı bulunmayan sanığın cezasından indirim yapılması isabetsizlikleri karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan dolayı mahkumiyet hükmü bulunan sanık hakkında 5728 Sayılı Yasa ile değişik CMK'nın 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığından, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, göre sanığa yüklenen suçların sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 ve 5349 Sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Ka-nunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 Sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık mü-dafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

5237 Sayılı Yasa'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

Dolandırıcılık suçundan tayin olunan temel hürriyeti bağlayıcı cezanın asgari hadden belirlenmesine karşın gerekçe gösterilmeden adli para cezasının asgari hadden uzaklaşılarak tayin suretiyle çelişkiye düşülmesi,

Yasa'ya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 Sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan adli para cezasının miktarlarına ilişkin “65”, “32”, “32 tam günün” ve “640 YTL” ibareleri yerlerine sırayla “5”, “2”, “2 tam günün” ve “40.00 TL.”yazılmak ve 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkartılarak, yerlerine “TCK'nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu saliverilme tarihine, birinci fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Sanık M.S.hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik müdafiin temyiz itirazlarına gelince:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafisinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:

Resmi Belgede Sahtecilik suçunun cezası, 765 sayılı TCK'nın 342/1 maddesinde 2 yıldan 8 yıla kadar hapis, 5237 sayılı TCK'nın 204/1 maddesinde ise, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olmasına ragmen, temel cezanın alt sınırdan tayini halinde, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinde düzenlenen ve hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak uygulanan güvenlik tedbirlerinin 765 Sayılı Kanun'da bulunmaması nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın lehe olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

Sanığın, bankanın maddi varlığı olan çeki düzenleyip kullanarak dolandırıcılık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 28.12.2004 gün ve 2004/173-228 sayılı kararında açıklandığı üzere fiilin TCK'nın 158/1-f maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı yasanın 157. maddesi ile hüküm kurulması,

Dolandırıcılık suçundan tayin olunan temel hürriyeti bağlayıcı cezanın asgari hadden belirlenmesine karşın gerekçe gösterilmeden adli para cezasının asgari hadden uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,

5237 Sayılı Yasa'nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın (c) bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki vekalet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksunluğun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

Yasaya aykırı;

Hükümden sonra, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 Sayılı Yasa'nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231 ve TCK'nın 7/2 maddeleri gereğince, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verilip verilmeyeceği hususunun tartışılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dolandırıcılık suçu yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına 20.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.