Eğitim ve Öğretimin Engellenmesi Suçu hakkında bilinmesi gerekenler

Eğitim ve öğretimin engellenmesi suçu 5237 sayılı Kanunun “Eğitim ve Öğretimin Engellenmesi” başlıklı 112 inci maddesinde; “(1) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla;...

Eğitim ve Öğretimin Engellenmesi Suçu hakkında bilinmesi gerekenler
Hukuki makale

EĞİTİM VE ÖĞRETİMİN ENGELLENMESİ SUÇU (5237 S.lı TCK. m. 112)

Eğitim ve öğretimin engellenmesi suçu 5237 sayılı Kanunun “Eğitim ve Öğretimin Engellenmesi” başlıklı 112 inci maddesinde; “(1) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla;

a) Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine,

b) Öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına,

Engel olunması hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur”  şeklinde düzenlenmiştir.

Bu suça ilişkin nitelikli hal 5237 Sayılı TCK.nun 119 uncu maddesinde bulunmaktadır.

Bu suç 765 sayılı TCK.nun 188 inci maddesinin 6, 7, 8 ve 9 uncu fıkralarında düzenlenmiştir[1].

Bilindiği gibi Anayasanın 42 nci maddesinde; “Kimse, eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamaz” denilmektedir. Bu suç tipi ile esas olarak korunmak istenen kişilerin eğitim ve öğrenim hakkıdır. Esas itibarıyla maddenin yer aldığı bölümün başlığı dikkate alındığında eğitim ve öğretim hakkının cebir veya tehdit yahut hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi suç olarak tanımlanmalıdır. Ancak bu madde Adalet Alt Komisyonunda ve Adalet Komisyonunda uzun tartışmalara sebep olmuştur[2]. Yaşanan tartışmalar neticesinde genel olarak eğitim faaliyetinin engellenmesi suç haline getirilmiştir. İfade etmek gerekir ki bu bölümde hürriyete karşı suçlar düzenlendiğinden maddenin değiştirilen bu haliyle hürriyete karşı suçlar başlığı altında düzenlenmesi sistematik açıdan doğru değildir.

            Farklar:

      1- 5237 sayılı Kanunun 112 inci maddesi ile; Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine ve öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engel olunması   suç sayılmıştır.

      765 sayılı TCK.nun 188 inci maddesinin 6 ıncı fıkrası bakımından ise her türlü eğitim ve öğretim kurumlarına veya   öğrencilerin toplu olarak oturdukları yurt veya benzeri yerlere veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına kişiler veya eşya üzerinde zor kullanarak veya başkalarını tehdit ederek engel olunması fiili suç olarak kabul edilmişti. Görüldüğü üzere 5237 sayılı Kanun bakımından “Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak” yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine engel olunması suç olarak kabul edilmiştir. 765 sayılı TCK. da ise kapsamı daha geniş olan “her türlü eğitim ve öğretim kurumu” kavramı kullanılmıştı. 765 sayılı TCK.da “yurt veya benzeri yerlere veya bunların eklentileri” denilerek kanunilik ilkesine uymayan bir tabir mevcuttur. 5237 sayılı Kanunda; “öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentileri”  kavramı kullanılarak bir tanım getirilmiş, öğrencilerin toplu olarak oturdukları yerin niteliğinin önemi kalmamıştır.

      2- 765 sayılı Kanunda eğitim ve öğretim çalışmalarının kesilmesine veya ara verilmesine haksız eylem ve davranışlarıyla neden olma müstakil suç  sayılmışken bunun karşılığı yeni TCK da  yoktur.

3- 5237 sayılı Kanun bakımından suçun silâhla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi halinde failin cezası artırılmaktadır.

      765 sayılı TCK.nun 188 inci maddesinin son fıkrasında suçun ağırlatıcı sebepleri; silahla veya kendini tanınmayacak hale koyarak ya da bir kaç kişi tarafından birlikte veya var olan veya var sayılan bazı gizli örgütlerin oluşturdukları tehdit gücünden yararlanarak işlenmiş olması ağırlatıcı hal olarak kabul edilmişti. Görüldüğü üzere 765 sayılı TCK.da  imzasız mektupla veya özel işaretlerle, suçun işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiş değildi.

765 sayılı TCK bakımından; fiilin, suçun işlendiği eğitim veya öğretim kurumlarının öğrencisi olmayan veya suçun işlendiği yurt veya benzeri   yerlere yetkili makamlarca kabul edilmiş bulunmayan ya da öğrenci olmadığı halde bu gibi yerlerde kalan kişiler tarafından işlenmesi ağırlatıcı sebep olarak kabul edilmişken bu ağırlatıcı sebebe 5237 sayılı Kanunda yer verilmemiştir.

4- 5237 sayılı Kanunun 119 uncu maddesinin 2 inci fıkrasında; “Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır“ denilmektedir. Bilindiği gibi bu düzenleme 765 sayılı TCK da yoktur. 

5- 5237 sayılı TCK.nun 112 inci maddesi uyarınca faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilecektir. 119 uncu maddedeki nitelikli hallerin söz konusu olması halinde ise “verilecek ceza bir kat artırıl”acaktır.

TCK.nun 188 inci maddesinde ise verilecek ceza, altı aydan bir yıla kadar hapis ve bin liradan üçbin liraya kadar ağır para cezası olarak kabul edilmiştir. Eğitim ve öğretim çalışmalarının kesilmesine veya ara verilmesine haksız eylem ve davranışlarıyla neden olanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

TCK.nun 188 inci maddesinin sondan ikinci fıkrasında yer alan ağırlatıcı sebep gerçekleştiğinde altıncı fıkradaki halde faile üç yıldan beş yıla, yedinci fıkradaki halde ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilecektir. 

Fiil; silahla veya kendini tanınmayacak hale koyarak ya da bir kaç kişi tarafından birlikte veya var olan veya var sayılan bazı gizli örgütlerin oluşturdukları tehdit gücünden yararlanarak işlenmiş ise faile, beş yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis cezası verilir ve ayrıca beş yıl genel güvenlik gözetimi altında bulundurulacaktır.

 

[1] Buna göre ; ”Bir kimse, gayrimeşru olarak her türlü eğitim ve öğretim kurumlarına veya öğrencilerin toplu olarak oturdukları yurt veya benzeri yerlere veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına kişiler veya eşya üzerinde zor kullanarak veya başkalarını tehdit ederek engel olursa yukarıdaki fıkrada gösterilen ceza ile cezalandırılır.

Yukarıki  fıkrada gösterilen hal dışında eğitim ve öğretim çalışmalarının    kesilmesine veya ara verilmesine haksız eylem ve davranışlarıyla neden olanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.                                

Yukarıdaki iki fıkrada gösterilen eylemler suçun işlendiği eğitim veya öğretim kurumlarının öğrencisi olmayan veya suçun işlendiği yurt veya benzeri   yerlere yetkili makamlarca kabul edilmiş bulunmayan ya da öğrenci olmadığı halde bu gibi yerlerde kalan kişiler tarafından işlenirse verilecek ceza, altıncı fıkradaki halde üç yıldan beş yıla, yedinci fıkradaki halde ise bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

Yukarıdaki son dört fıkrada gösterilen eylemler; silahla veya kendini tanınmayacak hale koyarak ya da bir kaç kişi tarafından birlikte veya var olan veya var sayılan bazı gizli örgütlerin oluşturdukları tehdit gücünden yararlanarak işlenmiş ise beş yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis cezası verilir” .

[2] Tartışmalar için bkz: Adalet Komisyonu Zabıtları