ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİN PAYLI MÜLKİYETE ÇEVRİLMESİ

Dava, taraflar arasındaki “elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi” istemine ilişkin olup; mahkemece verilen olumlu karar Özel Dairece: Taşınmaz malikinin 08.01.1982 tarihinde (çocuksuz) vefatıyla mirasının sağ kalan eşi ve kardeşlerine kalması, bunlar arasında ölenlerin bulunması, eş tarafından alınan mirasçılık belgesinin hasımsız olması sebebiyle bozulmuştur. 4721 sayılı TMK'da intifa hakkı düzenlenmemişse de, miras bırakanın öldüğü 08.01.1982 tarihinde yürürlükteki 743 sayılı TMK'de eşin intifa hakkı bulunması; 4722 sayılı “Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un” 1. maddesi hükmüne göre 4721 s. TMK'nın hükümleri geçmişe etkili olmaması sebepleriyle; sağ kalan eşin tam mülkiyet ve intifa; diğer mirasçıların da mülkiyet ve çıplak mülkiyet paylarını gösteren mirasçılık kararı verilmesi gerekir.

ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİN PAYLI MÜLKİYETE ÇEVRİLMESİ
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E: 2010/6-285 K: 2010/326 T: 16/06/10

 

Taraflar arasındaki “Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi’ davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 16.05.2008 gün ve 2007/660 E.2008/728 K. Sayılı kararın incelenmesi davalılardan Ü. ve Ş. vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2009 gün ve 11912 E, 173 K. Sayılı ilamı ile;

 

(..Uyuşmazlık elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Şükrü ve Ülkü vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların ortak miras bırakanı Fatma 08.01.1982 tarihinde öldüğünü, kendisinden intikal eden 338 No.lu parselin bu güne kadar mirasçıları tarafından birlikte kiraya verilerek kira parasının mirasçılık belgesindeki payları oranında paylaşıldığını, ancak arada mirasçılardan da ölenler olduğundan varis sayısının arttığını, mirasçılar olarak bir araya gelebilme ve anlaşma zorluklarının yaşandığını belirterek, tüm mirasçıların yasal tasarruf haklarının korunması için taşınmaz üzerinde paylı mülkiyete geçilmesini talep etmiştir. Davalı Şükrü vekili, istemin yerinde olmadığını, mirasçılık belgesine göre taşınmazda miras bırakanın eşi Yücel 336 da 84 pay mülkiyet 168 pay intifa hakkının bulunduğunu, bu şekilde paylı malın sürekli bir amaca özgülendiğini, intifa hakkının tapu kaydına tescil edilmediğini, diğer yandan taşınmazın her yerinde verim kabiliyetinin aynı olmadığını, en küçük parçada müstakil tasarruf yapılamayacağını, parçalarda değer farkının oluşacağını savunmuştur. Davalılar H. ve H., F. intikal eden taşınmazda başka ölümlerinde olması halinde işin içinden çıkılmaz bir hal alacağını, miras bırakanın eşi Y.Ü.'in 1982 yılından beri yasal intifa hakkını itirazsız şekilde bugüne kadar kullana geldiğini, paylı mülkiyete geçilmesi konusunda mirasçılara yapılan çağrıların bugüne kadar sonuçsuz kaldığını, davayı aynen kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. Davalılar Ü. ve Ş. ye davayı kabul ettiklerini, iştirakin çözülmesini belirtmişlerdir. Diğer davalılar duruşmalara gelmemiş ve bir beyanda bulunmamışlardır.

Elbirliği mülkiyetinden paylı mülkiyete geçilmesi istenen Yüreğir Kum-rulu Köyü 79.860 M2 alanlı tarla nitelikli 338 parsel No.'lu taşınmaz tarafların ortak miras bırakanı F. adına kayıtlıdır. Adı geçen malikin 08.01.1982 tarihinde çocuksuz ölümü ile geride mirasçı olarak eşi Y. ve davada yer alan kardeşleri kalmıştır. Süreç içinde kardeşlerden de ölenlerin olduğu dosyada bulunan mirasçılık belgelerinden anlaşılmaktadır. Davada dayanılan F. ait mirasçılık belgesi ise 20.08.1982 tarihinde ve hasımsız olarak alınmıştır. Yine ölüm tarihi itibariyle mirasçılık belgesinde mirasçılık payları tam mülkiyet ile birlikte intifa hakkı olarak gösterilmiştir. İlk alınan mirasçılık payları tam mülkiyet ile birlikte intifa hakkı olarak gösterilmiştir. İlk alınan mirasçılık payları tam mülkiyet ile birlikte intifa hakkı olarak gösterilmiştir. İlk alınan mirasçılık belgesinden sonra mirasçılardan da ölenler olduğundan ve bu durum payların dağılımını etkileyebileceğinden fen memurundan alınan bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek hasımlı şekilde mirasçılık belgesi alınmasından ve miras paylarının belirlenmesinden sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir...)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili; 08.01.1982 tarihinde çocuksuz olarak vefat eden tarafların ortak miras bırakanı F. adına kayıtlı 338 numaralı parselin mirasçılar tarafından kiraya verilerek gelirinin paylaşıldığını, ancak zaman içinde bir kısım mirasçıların ölmüş olması ve mirasçı sayısının artması nedeniyle anlaşma olanağının kalmayacağını ileri sürerek, taşınmaz üzerinde paylı mülkiyete geçilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemenin, yargılama sırasında alınan ve miras paylarını tam mülkiyete göre hesaplayan bilirkişi raporunu benimsemek suretiyle “davanın kabulüne” dair verdiği karar; Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.

Yerel mahkemece, “iştirakin çözülmesi talep edildiğinde intifa hakkının kalkacağı ve payların tam mülkiyete çevrileceği, bilirkişi raporunda da payların tam mülkiyete göre doğru olarak hesaplandığı ve bu itibarla kök murise ait yeni bir veraset ilamı alınmasının sonuca etkili olmadığı” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Dava konusu 338 numaralı parselin kayden maliki olan tarafların ortak miras bırakanı F.'nın 08.01.1982 tarihinde çocuksuz ölümü ile geride mirasçı olarak eşi Y. ile ikinci zümre mirasçılar olan murusin kardeşleri A., Ş., H., M., Ü. ve H. kalmıştır.

Davanın dayanağı olan 20.08.1982 tarihli veraset ilamında, ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 444. maddesine göre 336 tam payın 84 mülkiyet ile birlikte 168 intifa payının murisin sağ kalan eşi Y.'e kalan mülkiyet ve çıplak payların kanunen isabet eden oranlarda murisin kardeşleri A., Ş., H., M., Ü. ve H.'e paylaştırıldığı anlaşılmaktadır.

Kök muris F.'ya ait 20.08.1982 tarihli veraset ilamında mirasçı olarak yer alan A.'ın 16.12.1993 tarihinde, A.'ın ise 23.02.2000 tarihinde ölümlerinden sonra, geride mirasçı olarak eldeki davada yer alan çocuklarının kaldığı ve her iki mirasçı yönünden alınan 12.06.2007 tarihli veraset ilamlarında, çocuklarına intikal eden pay oranlarının tam mülkiyet üzerinden gösterildiği belirgindir.

Açıklanan maddi olgu, bozma ve direnme kararlarının kapsamları itibariyle uyuşmazlık; davada dayanılan F. ait 20.08.1982 tarihli mirasçılık belgesinde payların tam mülkiyet ile birlikte intifa hakkı olarak gösterilmiş olması ve bu tarihten sonra mirasçılarından da ölenlerin bulunması karşısında, yeniden mirasçılık belgesi alınarak miras paylarının belirlenmesi ve bu aşamadan sonra işin esasına girilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

03.12.2001 tarih ve 4722 sayılı “Türk Medeni Kanun'un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun”un 1. maddesinde genel olarak “Geçmişe etkili olmama” kuralı düzenlenmiş ve anılan maddenin birinci fıkrasında, “Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukuki sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.” Hükmü öngörülmüştür.

Yine aynı Kanun'un “Mirasçılık ve Mirasın Geçişi”başlıklı 17. maddesinde, “Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.” Hükmü vaz'edilmek suretiyle; miras, miras bırakanın ölüm günündeki hükümlere tabi kılınmıştır.

Bu açık hükümlerden anlaşıldığı üzere, gerçek bir kişinin ölümü ile onun hak ve borçlarının mirasçılarına geçiş şekli ve içeriği hakkında uygulanması gereken hükümler, ölüm olayının gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümleridir.

Somut olayda, kök muris F. çocuksuz vefat ettiği 08.01.1982 tarihinde, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümleri yürürlüktedir. Nitekim 20.08.1982 tarihli mirasçılık belgesi, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 444. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan pay ve kurallar esas alınarak düzenlenmiştir. Buna göre, kök muris F. çocuksuz olarak vefat etmesi nedeniyle, anılan madde uyarınca sağ kalan eşe mirasın dörtte birinin mülkiyeti ile beraber yarısının intifa hakkı verilmiş, kalan mülkiyet ve çıplak paylar, o tarihte sağ olan kardeşleri arasında paylaştırılmıştır.

Burada önemle vurgulanması gereken husus; ikinci zümre ile birlikte mirasçı olan sağ eşin mirasçılığı ve miras payı kanundan doğduğu gibi, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 444. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sağ eşin intifa ya da mülkiyete ilişkin bir seçimlik hakkı söz konusu değildir. Bir başka ifadeyle sağ kalan eş, murisin külli halefi olmakla V oranında tam miras hakkını elde etmekte, oranında ise bir kanuni intifa hakkı sahibi durumuna geçmektedir. (Prof.Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu, Miras Hukuku, İstanbul 1978, s: 97)

Şu hale göre, murisin sağ kalan eşinin tam mülkiyet ve intifa hakkına ilişkin hak sahipliği ve bunların oranları, sağ kalan eş hayatta bulunduğu sürece ayakta kalacaktır.

O nedenle; sonradan 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren ve murisin ölüm tarihi itibariyle olaya uygulanma olanağı bulunmayan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda intifa hakkının düzenlenmemiş olmasının, sağ kalan eşin intifa hakkının sona ermesine sebep teşkil etmeyeceği açıktır.

Açıklanan ilkeler çerçevesinde, direnme kararında sözü edilen mirasçılar tarafından elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi istemiyle dava açılmasıyla intifa hakkının sona ereceğine ilişkin düşüncenin kabulü de olanaklı değildir.

Yukarıda açıklandığı gibi, davada dayanılan 20.08.1982 tarihli mirasçılık belgesinde murisin sağ kalan eşine ait paylar tam mülkiyet ile birlikte intifa hakkı olarak gösterilmiş, murisin o tarihte sağ olan kardeşleri yönünden ise paylar, mülkiyet ve çıplak pay olarak belirlenmiştir. M. mirasçılarından olup sonradan ölen kardeşleri A. ve A. ait veraset ilamları dosyada bulunmakta ise de, anılan veraset belgelerinde A. ve A.'in salt kendi mirasçıları ve onların tam mülkiyet payları gösterilmiştir.

Kök muris Fatma mirasçılarının miras paylarını belirleyen ve Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, davada yer alan tüm mirasçılar yönünden yapılan pay dağılımı ve oranlar, salt tam mülkiyet esasına dayanılarak belirlenmi; sağ eşin tam mülkiyet ile birlikte intifa hakkı gösterilmediği gibi, diğer mirasçılara isabet eden mülkiyet ve çıplak mülkiyet pay oranları da ayrı ayrı hesaplanıp belirtilmemiştir.

Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, kök muris F. ait 20.08.1982 tarihli mirasçılık belgesinde payların tam mülkiyet ile birlikte intifa hakkı olarak gösterildiği ve o tarihten sonra mirasçılarından da ölenlerin bulunduğu gözetilerek, sağ eşin tam mülkiyet ile birlikte intifa payını ve diğer mirasçıların da mülkiyet ile çıplak mülkiyet paylarını gösteren mirasçılık belgesinin alınması ve payların buna göre belirlenmesinden sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hatalı teşhis ve değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne dair verilen önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ

Davalı Şükrü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine 16.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.