ESER SÖZLEŞMESİ * TESLİM * İHTİYATİ HACİZ

Koşulları oluşmuşsa ihtiyati haciz kararı verilmelidir. Borçlunun kaçma şüphesi önemli bir koşuldur.

ESER SÖZLEŞMESİ * TESLİM * İHTİYATİ HACİZ
YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ E: 2014/7798 K: 2014/6044 T: 29/09/14

 

Taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasının yargılaması sırasında davacı vekilinin talebi üzerine verilen ihtiyati haciz kararına davalının itirazının reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

 

KARAR

Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiyle, davalının, bitişik parseldeki arsasında kendisine yapacağı binanın özelliklerine göre noksansız şekilde bina yaparak müvekkiline ait dairelerin teslimini üstlendiğini, ancak davalının edimini süresinde ve sözleşmeye uygun olarak ifa etmediğini, eksik kusurlu iş, sözleşme harici imalat bedeli, kira ve satış bedeli kaybı ve geç teslimden kaynaklanan zararları bulunduğunu ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ayrıca davalı adına kayıtlı İstanbul İli Maltepe İlçesi parsel sayılı taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını istemiştir.

Mahkemece, 04.10.2013 tarihli ara kararla, ihtiyati tedbir konulması talep edilen taşınmazın derdest davanın konusu olmadığı,davanın alacak davası olması nedeniyle ihtiyati haciz talep edilebileceğinden, ihtiyati tedbir talebinin ihtiyati haciz mahiyetinde değerlendirilerek parsel sayılı taşınmaz üzerine 7.500.00 TL.'lik teminat karşılığı ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiştir.

Davalı vekili, 25.10.2013 tarihli itiraz dilekçesi ile taşınmaz üzerine konan ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece, 27.02.2014 tarihli duruşmasında, itirazın reddine karar verilmiştir.

Davalı vekilince, bu ara kararı temyiz edilmiştir.

1) Bir para alacağının güvence altına alınması için öngörülen geçici hukuki himaye yolu, İİK'nın 257 vd. Maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz olup; bununla mal üzerinde bir ayni hak iddiası ileri sürülmemekte, malın üçüncü kişiye devrine engel olunmamakta, bunun yerine alacağın o malın satış bedelinden karşılanması ve malın devri halinde haczin, devralana karşı da dermeyan edilebilmesi imkanı sağlanmaktadır. Muaccel olmamış bir alacak için kural olarak ihtiyati haciz istenemez. Alacağın muaccel olması, anılan madde hükmünde koşullardan biri olarak öngörüldüğü gibi ayrıca istemin, alacaklının nakdi alacağının varlığına delalet eden ve mahkemeye bu yönde oldukça kanaat veren ve İİK'nın 68/b maddesi anlamında olması yasal zorunluluk olmayan bir belgeye bağlı olması da gerekir. Muaccel olmayan alacak için ihtiyati haciz istenebilmesi için, alacaklının alacağını vadesinde alabilmesinin ciddi bir şekilde tehlikeye düştüğüne veya düşmekte olduğuna delalet edecek hallerin varlığı gereklidir. Bu haller, İİK.nın 257/2.maddesinde sayılmış olup, vadesi gelmemiş borçtan dolayı, borçlunun muayyen ikametgahı yoksa; borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe kaçırmaya veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, ihtiyati haciz istenebilir.

Somut olayda; mahkemece, ihtiyati haciz kararı verilmiş ve itiraz reddedilmiş ise de, yukarıda açıklanan 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 257.maddesinde sayılan şartlardan hangisinin oluştuğu hususu, Mahkemece açıklanmadan, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

2) Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının davanın esasına ilişkin olması nedeniyle şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının davanın esasına ilişkin olması nedeniyle şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.