Gizli ayıp - Ayıp ihbarı

Alıcı satın aldığı malı gözden geçirmeyi ve bildirmde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, normal bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak ayıbın bulunması halinde sonradan ortaya çıkan ayıbın derhal satıcıya bildirilmesi gerekir. Satılan mal için on yıllık garanti verilmesi ayıp ihbarının süresinde yapılması yükümlülüğünü kaldıramaz.

Gizli ayıp - Ayıp ihbarı
Yargıtay kararı

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi
2018 / 269 E, 2019 / 3370 K.

 

Asıl davada davacı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş., ve birleşen davada davacı ... San. ve Uygulama A.Ş. vek. Av. ... ile asıl ve birleşen davada davalı... San. ve Tic. Ltd. Şti. vek. Av. ... arasında görülen dava hakkında ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 22/12/2015 tarihli ve 2013/190-2015/1107 E.-K. sayılı hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 25/10/2017 tarihli ve 2016/20539-2017/7246 E.-K. sayılı ilamına karşı asıl ve birleşen davacılar vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- KARAR -
Asıl ve birleşen dava mal satışından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takiplerine itirazların iptali istemlerine yöneliktir. Her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle malın ayıplı olduğu ve 10 yıllık garanti süresi bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de davacılar tarafından davalıya satılan malzemelerin davalının taşeronu olduğu dava dışı kooperatife ait taşınmazlarda izolasyon malzemesi olarak kullanıldıktan sonra ortaya çıkan sorunların 14/12/2012 tarihli yazı ile dava dışı kooperatif tarafından dava dışı işveren ... İnş. Ltd. Şti.'ne bildirildiği, bilahare işveren şirket tarafından 17/12/2012 tarihli yazı ile davalı taşerona bildirildiği, davalı taşeron tarafından ise yazı içeriğindeki hususlara ilişkin olarak 3 aya yakın bir süre geçtikten ve hakkında davacı tarafından icra takipleri de yapıldıktan sonra 12/03/2013 tarihinde tespit talep edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı dava dışı işveren tarafından 17/12/2012 tarihli yazıya ilişkin olarak bildirimin derhal davacılara yapıldığı ve ihbarın süresinde olduğu savunulmakta ise de davacılar ihbarın süresinde olduğunu kabul etmediği gibi bu husustaki deliller davalı tarafça da dosyaya sunulamamıştır. Davalı tarafından TTK'nın 23/c maddesinin "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü  maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. " hükmü yollaması ile Türk Borçlar Kanunu 223/2 maddesinin "Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. " düzenlemesi uyarınca ortaya çıkan ayıbın davacılara hemen bildirilmesi gerekirken bu bildirimde bulunulmamıştır. Satılan mal için 10 yıllık garanti verilmesi ayıp ihbarının süresinde yapılması külfetini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle süresinde yapılan bir ayıp ihbarı bulunmadığı gözetilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Kaldı ki, gerek tespit gerekse hükme esas alınan bilirkişi raporunda malzemenin ayıplı olduğundan değil, davaya konu malzemenin en çok 150.00-200.00 m2 alana uygulanabileceği, daha büyük alanlar için uygun olmadığı, teras bölümünde kullanılan çimento esaslı elastik izolasyon malzemesinin bu alana uygun malzeme olmaması nedeniyle inşaatta belirtilen sorunlara yol açtığı da saptanmıştır. Bu itibarla yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken onanması doğru olmadığından asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 25/10/2017 tarihli ve 2016/20539-2017/7246 E.-K. sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 25/10/2017 tarihli ve 2016/20539-2017/7246 E.-K. sayılı onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, evvelce alınan onama harcı ile peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen asıl ve birleşen dosya davacılarına iadesine, 21/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.