HİZMET TESPİTİ * İSPAT SORUNU

Hizmet tespiti davasında çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı biçimde belirlenmesi gerekir.

HİZMET TESPİTİ * İSPAT SORUNU
YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ E: 2012/11259 K: 2013/24113 T: 17/12/13

 

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni ge-rektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

 

2-Dava, davacının 01.05.1997-31.12.2008 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, dava davalı M.yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş, diğer davalılar yönünden yazılı şekilde kısmen kabul edilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasa'nın 79/10 ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8.maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resim kayıtlara geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 03.11.2004 gün 2004/21-480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Somut olayda ise, yazılı şekilde tespitine karar verilen çalışmalar yönünden mahkemece inceleme yapılmış ise de; incelemenin yukarıda açıklanan şekilde yapılmadığı ortada olup, dinlenen tanıkların kayıtlara geçmiş kişilerden olmadığı, çalışmanın sezonluk veya part-time olup olmadığı hususları üzerinde durulmadığı, dinlenen tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu, bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmış olup böylece çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmaya hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Yapılacak iş, davacının ihtilaflı dönemde kaptanlık yaptığını iddia ettiği davalıya ait teknenin bağlandığı liman (marina) görevlilerinin tespiti ile beyanlarına başvurmak, tekneye ait seyir defteri, jurnal bulunup bulunmadığı araştırılarak bulunması halinde getirterek incelemek, tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra davacının çalışmasının sürekli çalışma olduğu anlaşılırsa sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın

eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ

Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden M.T.U. ile N.U.'ya iadesine, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.