İCRA DAİRESİNE TESLİM EDİLEN ANAHTARIN GEÇ TESLİM ALINMASI * KARŞI KUSUR

İcra dairesine teslim edilen anahtarı gecikmeli olarak teslim alan kiralayan zararın artmasına sebebiyet verdiğinden, kira tazminatından indirim yapılması gerekir.

İCRA DAİRESİNE TESLİM EDİLEN ANAHTARIN GEÇ TESLİM ALINMASI * KARŞI KUSUR
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E: 2012/19-687 K: 2013/197 T: 06/02/13

 

(......Davacı vekili, müvekkiline ait işyerini 1 yıl süre ile davalı şirkete aylık kira bedeli 1.250 TLden 15.03.2006 tarihinde kiraya verdiğini, yazılı tahliye taahhüdüne dayanarak başladığı takibe davalının itirazı sonucu açılan davada davalının taşınmazdan tahliyesine karar verildiğini, davalının taşınmazı boşaltarak anahtarı icra dairesine bıraktığını 18.12.2007 tarihinde resen öğrendiğini, ödenmeyen kira alacakları, hor kullanımdan oluşan zararı, tamir günlerine ait zarar ile cezai şart istemi için girişilen takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek davalının kısmi itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, anahtarları 10.08.2007 tarihinde icra dairesine teslim ettiğini, müvekkilinden masraf ve harç istenmediğini, davacının 4 ay sonra anahtarı teslim almasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, müvekkilinin boşalttığı taşınmazın altında davacının işyeri olduğunu, tahliyeden haberi olmamasının mümkün olmadığını belirterek, icra dosyasında kabul ettiği 536TLyi yatırdığını beyanla davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamı, kira sözleşmesi ve bilirkişi raporuna göre, davalının mecurun anahtarını icra dosyasına teslim etmiş olması ve BK’nın 44.maddesi dikkate alınarak 2 aylık kira parasından ve 5.40 TL hor kullanım bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe konu toplam 3.040 TL asıl alacak için yapılan itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazla istemin ve inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Davacının temyiz itirazları yönünden;davacı kiralayan, icra takibinde Ağustos 2007-18.12.2007 tarihleri arasındaki kira bedelini ve diğer talepleri istemiştir. 04.05.2009 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafından taşınmazın boşaltılarak anahtarın davacı tarafından 18.12.2007 tarihinde icra müdürlüğünden teslim alınmasına göre, davacının 18.12.2007 tarihinde, ittial kesbettiği gerekçesiyle 4 ay 17 günlük kira bedelini isteyebileceğini belirtmiştir. Mahkeme ise, davalı kiracıyı BK’nın 44. maddesini dikkate alarak iki aylık kira bedelinden sorumlu tutarak hüküm kurmuştur.

Somut olayımızda anahtar teslim tarihine kadar davacının kira bedelini istemekte haklı olduğu için BK’nın 44. maddesine göre indirim yapılamaz.

Öte yandan 15.03.2006 kira başlangıç tarihli kira sözleşmesinin 6.maddesindeki “kira bedellerinden herhangi biri geç ödendiğinde kiracı, kiralayana o anda geçerli olan kira bedelinin yarısı kadar cezai tazminat ödeyecektir.” Hükmüne göre davacının istek kalemlerinden olan cezai tazminatın da tartışılmaması yanlıştır.)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kira tazminatı, hor kullanım bedeli ve cezai şart tazminatının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizleri üzerine, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yazılan nedenlerle, kira tazminatı ve cezai şart yönleriyle bozulmuştur.

Yerel mahkemece, “....Kesinleşmiş olan tahliye kararına dayalı icra takibinde, tahliye emrini alan borçlunun (davalının) kiralananın anahtarını icra dairesine teslim etmesinin normal bir işlem olduğu, buna karşılık, tahliyeye ilişkin bir icra dosyasının alacaklısı (davacı) ve vekili olan avukatın, tahliye emrinin akibetini öğrenmek için dört ay beklemesinin ise, olağan sayılamayacağı, zira tazminat alacaklısının da, zararın artmasına neden olmamaya özen göstermesi gerektiği.” gerekçesiyle kira tazminatı yönüyle önceki kararda direnilmiştir. Hükmü temyize, taraf vekilleri getirmiştir.

Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının ayrı ayrı incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

1.Davacı vekilinin cezai şart tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Hukuk Genel Kurulu'nda ceza-i şart tazminatı yönüyle işin esasının incelenmesine geçilmeden önce, temyize konu direnme kararının, Anaya-sa'nın 141/3 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 maddeleri anlamında, direnme gerekçesi ihtiva edip etmediği dolayısıyla usulüne uygun bir direnme kararından bahsedilip bahsedilemeyeceği hususu, usuli ön sorun olarak öncelikle irdelenmiştir.

Yerel mahkemenin temyize konu direnme kararında, Özel Daire'nin diğer bozma nedenine karşı (kira tazminatı yönüyle) hangi nedenle direndiğine ilişkin gerekçe oluşturmasına karşın, davacının istek kalemlerinden olan cezai tazminatın da tartışılması gereğine ilişkin bozmasına karşı hangi gerekçeyle direnildiğine, bozma kararının hangi nedenle doğru bulunmadığına ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir.

Bu haliyle, anılan direnmenin, Anayasa'nın ve yasanın aradığı anlamda gerekçe içerdiğinden söz edilemez. Çünkü Yargıtay'ca bozulan karar (kararın hem hüküm fıkrası hem de gerekçesi) ortadan kalkacağından, hukuki geçerliliğini yitirir.

O halde, mahkemece yapılacak iş; cezai şart tazminatı yönüyle gerekçesiz direnme kararı oluşturmak yerine, özellikle Anayasa'nın 141/3.maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesi de gözetilerek ve özellikle bozma ilamında yer verilen bozma gerekçesine karşı, direnmenin gerekçesini de (gerekirse yeni bir hüküm oluşturmayacak şekilde yasal sınırlarda genişleterek) açıkça kaleme alarak kararda göstermek olmalıdır.

Bu durumda, eldeki davada, davacının istek kalemlerinden olan cezai şart tazminatının da tartışılması gereğine ilişkin bozma nedeni yönünden, ortada, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş; ilk kararın aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin iddianın yasal ve mantıksal gerekçelerini içerir bir gerekçeli karar bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda gerekçe içeren bir direnme kararının olmadığı da her türlü duraksamadan uzaktır.

Şu hale göre; açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte direnme kararı verilmek üzere karar bu değişik nedenlerle ve salt bu usulü eksikliğe dayalı olarak bozulmalı; bozma nedenine göre de işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmelidir.

II-Taraf vekillerinin kira tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Hemen belirtilmelidir ki, yerel mahkeme ile Özel Daire arasında kiralanan işyerine ait anahtarın icra dairesine teslim edildiğini davacı/kiralayanın 18.12.2007 tarihinde öğrendiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık; kiralanan işyerine ait anahtarın icra dairesinden geç teslim alınmasında davacı/kiralayanın zararın artmasına neden olup olmadığı; burada varılacak sonuca göre, yerel mahkemece, kira tazminatından mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44. maddesi gereğince bir indirim yapılmasının yerinde olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır.

Somut olayda; taraflar arasında 15.03.2006 başlangıç tarihli işyerinin kiralanmasına ilişkin bir (1) yıl süreli sözleşmenin imzalandığı.....3.İcra Müdürlüğü'nün 2007/4447 esas sayılı dosyası üzerinden, davacı/kiralayan tarafından tahliye taahhüdüne dayalı olarak, davalı/kiracı hakkında icra takibine girişildiği, davalı/kiracının tahliye emrine itiraz etmesi üzerine.....11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 14.06.2007 tarih ve E:2007/366, K.2007/553 sayılı ilamıyla tahliye emrine davalı/kiracı tarafından yapılan itirazın kaldırılmasına ve borçlu-kiracının taşınmazdan tahliyesine karar verildiği, davalı/kiracının işyerinin anahtarını icra dairesine 10.08.2007 tarihinde teslim etmesine karşın, bu olgudan davacı/kiralayanın 18.12.2007 tarihinde haberdar olduğu, dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Şu durumda, davalı/kiracının tahliyesi icra dairesi aracılığıyla gerçekleştirildiğinden, tahliye edilen yere ait anahtarın davacı/kiralayana usulüne uygun şekilde teslim edilmesi gerekir ise de, davacı/kiralayanın da somut olayın özelliği bakımından icra dairesine teslimi yapılan anahtarı geç alması dolayısıyla zararın artmasına neden olduğu da bir gerçektir.

Öyleyse, yerel mahkemece, kiralanan işyerine ait anahtarın icra dairesinden geç teslim alınmasında davacı/kiralayanın zararın artmasına neden olduğu gerekçesiyle kira tazminatından mülga 818 sayılı Borçlar Kanu-nu'nun 44. madesi gereğince bir indirim yapılması yerindedir.

O halde, yerel mahkemece, az yukarıda vurgulanan gerekçeyle Özel Daire bozma kararına karşı kira tazminatı yönüyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya uygundur.

Bu nedenle kira tazminatı yönüyle direnme kararının onanması gerekir.

SONUÇ

A)    Yukarıda (1) numaralı bentte belirtilen nedenlerden dolayı davacı/kiralayan vekilinin cezai şart tazminatına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı/kiralayan vekilinin cezai şart tazminatına yönelik işin esasına ilişkin ve taraf vekillerinin diğer tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 30.01.2013 gününde yapılan birinci görüşmede oybirliği ile;

B)    Yukarıda (II) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin kira tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının kira tazminatına ilişkin kısmının ONANMASINA, 06.02.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile;

6217 Sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440)1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, karar verildi.

İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektedir.