İŞ GÜVENCESİ * İŞVEREN VEKİLİ SIFATI

İş güvencesi hükümleri dışında kalan işveren vekili konumunun tespitinde iki temel ölçüye göre değerlendirme yapılır. Buna göre işletmenin bütününü sevk ve idare yetkisi bulunan işveren vekili salt bu konumuyla iş güvencesi dışındadır. İşletmenin değil de işyerinin sevk ve idaresini üstlenen ve işçi alıp çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili de iş güvencesi kapsam dışındadır.

İŞ GÜVENCESİ * İŞVEREN VEKİLİ SIFATI
YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E: 2009/41752 K: 2010/38580 T: 17/02/10

 

DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi T.Yavuz tara tından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

 

YARGITAY KARARI

Davacı vekili, davalı işveren tarafından geçersiz nedenle iş akdi feshedildiğinden feshin geçersizliğine ve işe iadesine, karara rağmen işveren tarafından süresi içerisinde işe başlatılmaz ise 8 aylık brüt ücret tutarında tazminatın belirlenmesine, fesih tarihinden itibaren, çalışılmadığı süreye ilişkin 4 aylık ücretinin ve sosyal haklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının, davalı şirket müdürü olarak çalıştığını, şirketin tüm sorumluluğunu taşıdığını, elemanların seçimi ve işten ayrılması konusunda da yetkili olduğunu, bu konuda ticaret sicil gazetesi incelendiğinde açıkça anlaşılacağını, ayrıca şirketin zaman içinde hiçbir ekonomik faaliyet göstermediği için zarar ettiğini, bu nedenle şirket ortaklarının davacının işine son verdiğinden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme tarafından, davacının iş akdinin 22.07.2009 tarihinde sona erdirildiği, fesih nedeninin bildirilmediğini, ibraname tanzim edildiği ve ibranamenin tebliğ edildiği anlaşıldığı, fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması ve fesih sebebinin açık ve kesin şekilde belirtilmesi gerektiği, davacının fesih işleminin bu şartlara uygun olarak yapılmadığı, sadece ibraname tanzim edildiği ve bunun tebliğ edildiği anlaşıldığından fesih geçersiz olup davanın bu nedenle kabulü karar verilmiştir.

Davalı vekili tarafından karar temyiz edilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.

İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, iş yerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.

İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18'nci madde anlamında işveren vek li sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır, işyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu'nun 18. maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar sayılı ilamımız).

Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta davacının, davalı şirketin müdürü olarak şirketi her konuda münferiden temsil ve ilzam etmek üzere yetkili olduğu ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. Ticaret sicil kayıtlarındaki bu tescil karşısında davalı şirket ile davacı arasında düzenlenecek sözleşme ile bu yetkinin bölünmesi üçüncü kişileri bağlamayacağından davacının işveren vekili sayılması gerekir. Bu nedenle iş güvencesi kapsamı dışında kaldığı anlaşıldığından, davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.

4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçi ile;

1. ) Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve ; ayısı belirtilen kararının BOZULARAK

ORTADAN KALDIRILMASINA

2.    ) Davanın REDDİNE,

3.    ) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

4.    ) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 40.00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5.    ) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100 TL. ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6. ) Davalı tarafından yatırılan temyiz harcının istek halinde kendisine iadesine, Kesin olarak oybirliğiyle 17.12.2010 tarihinde karar verildi.