İŞE İADE DAVASININ SONUÇLARI

İşe iade davası sonunda işverenin davetine rağmen tekrar işe başlamayan işçi iş güvencesi tazminatını ve dört aylık ücretlerini alamaz. Bu noktada fesih geçerli fesih olmuştur. İşçinin tekrar işe başlatılmadığı veya bu iradenin açıklandığı tarihte fesih gerçekleşmiş olur. Bu tarihte işçinin alabileceği ücrete göre; kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti ve iş güvencesi tazminatı hesaplanmalıdır. Bu hesaplar yapılırken dört aylık süre hizmet süresine eklenecektir.Boşta geçen sürenin ücretleri ise feshi izleyen dönem ücretlerine göre hesaplanmalıdır. Dört aylık ücret kavramına “ikramiye, gıda yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı, servis gibi” haklar dahildir. Fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve satışa bağlı primler dört aylık haklara dahil değildir. İşçinin tekrar işe başlatılmadığı tarihte alabileceği ücretin tespit edilmemesi halinde asgari ücretteki artış oranları ölçü alınarak çözüm sağlanmalıdır.

İŞE İADE DAVASININ SONUÇLARI
YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ E: 2013/13023 K: 2013/19088 T: 13/11/13

 

Davacı, davalı işyerinde çalışmakta iken 26/11/2008 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, Bakırköy 8. İş Mahkemesi'nin 2008/1359 E 2009/28 K sayılı ilamı ile davacının Kadıköy 3. Noterliğinin 25/01/2010 tarih ve 1298 yevmiye numaralı ihtarnameyi göndermesine rağmen davalı şirketin davacıyı işe başlatmadığını bunun yerime davalı işveren işe iade kararında belirlenen tazminat ve diğer ödemeleri yapma yoluna gittiğini, davacının banka hesabına 15/02/2010 tarihinde toplam 25569, 66 TL yatırıldığını, davalı şirketin eksik ödeme yaptığını beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile 4 aylık boşta geçen süre ve bu süredeki sosyal haklar, 5 aylık işe başlatmama tazminatı fark alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

 

Davalı vekili davacının Bakırköy 8. İş Mahkemesi'nin 2008/1359 E sayılı dosyasından işe iade edilmesi üzerine davalı şirketin davacıyı işe başlatmama kararı aldığını ve haklarını banka hesabına yatırdığını, davacının iş akdinin feshedildiği tarihten itibaren faiz talebinde bulunamayacağını, işe iade davalarında iş güvencesi tazminatı geçersiz fesih tarihinde değil, işe iade kararı alan işçinin işverence işe başlatılmaması tarihinde doğduğundan faizin bu tarihten itibaren işletilmesi gerektiğini, davacının diğer taleplerinin de haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davacının işe başlatılması talebi ile davalıya keşide ettiği Kadıköy 3.Noterliği'nin 25/01/2010 tarih ve 1298 yevmiye noter ihtarnamesinin tebliğ tarihi olan 27/01/2010 tarihi olduğu, davalının davacıyı işe almama konusunda bir ihtarına rastlanmadığı davacının hesabına 15/02/2010 tarihinde Bakırköy 8.İş Mahkemesi'nin 2008/1359 Esas no su ile ödeme yaptığı anlaşılmakla, işe alınmaması yani fesih tarihi olarak 15/02/2010 tarihinin esas alınmaması yani fesih tarihi olarak 15/02/2010 tarihinin esas alınması gerektiği, dosyaya mübrez ibranamede, davacıya bir kısım ödemeler yapıldığı anlaşılmakla birlikte yapılan fesih geçersiz olduğundan ve mübrez ibraname makbuz niteliğinde bulunduğundan davalı işveren tarafından fark kıdem ve fark ihbar tazminatı, fark 4 aylık ücret ve diğer sosyal haklar alacağının ödenmemesi gerektiği gerekçesiyle, diğer sosyal haklar ve fark işe başlatmama tazminatı alacağına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İşe iade davası sonunda işçinin başvurusu, işverenin işe başlatmaması ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret, ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti ve ikramiye konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin 5.fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçeri bir feshin sonuçlarını doğurur. Aynı maddenin 1. fıkrasına göre de işveren işe iade için başvuran işçiyi 1 ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde en az 4, en çok 8 aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakları ödenmelidir.

İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. Başka bir anlatımla, işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış

olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlayan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz.Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir. İşe iade yönündeki başvurunun 10 iş günü içinde işverene bildirmesi gerekmekle birlikte tebligatın postada gecikmesinden işçinin sorumlu olması düşünülemez.

İşverenin de işçinin işe başlama isteğinin kabul edildiğini 1 ay içinde işçiye bildirmesi gerekmekle birlikte, tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde bundan işveren sorumlu tutulamaz. İşverence yasal süre içinde gönderilmiş olsa da, işçinin bir aylık işe başlatma süresi aşıldıktan sonra eline geçen bildirim üzerine makul bir süre içinde işe başlaması gerekir.

Burada makul süre işçinin işe daveti içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla 2 günlük süre olarak değerlendirilebilir. Bu durumda işçinin en fazla 4 gün içinde işe başlaması beklenmelidir. İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi olması gerekir. İşverenin işe başlatma niyeti olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.

İşçinin işe iade sonrasında başvuruna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır. Bu fesih tarihine göre işverence ihbar ve kıdem tazminatı ödenmelidir. Hesaplamada dikkate alınacak ücret, işe başlatılmadığı tarihteki son ücret olup, kıdem tazminatı tavanı da aynı tarihe göre belirlenmelidir. İşe iade davasında kararın kesinleşmesine kadar geçecek olan en çok 4 aya kadar süre hizmet süresine eklenmeli, ihbar ve kıdem tazminatı ile izin halkı bakımından çalışılmış gibi değerlendirilmelidir.

İşe başlatmama tazminatının da fesih tarihindeki ücrete göre hesaplanması gerekir. İşçinin işe başlatılmadığı tarih, işe başlatmama tazminatının muaccel olduğu andır. Bahsi geçen tazminat yönünden faize hak kazanmak için kural olarak işverenin temerrüde düşürülmesi gerekir. Ancak işçinin işe iade başvurusunda işe alınmadığı taktirde işe başlatmama tazminatının ödenmemesi talep etmiş olması durumunda işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekmez ve bahsi geçen tazminat muaccel olduğu anda işverence ödenmelidir.

Boşta geçen süreye ait 4 aya kadar ücret ve diğer haklar için ise feshi izleyen dönem ücretlerine göre hesaplama yapılmalıdır. Bahsi geçen alacak işçinin işe iade için başvurduğu anda boşta geçen sürenin en çok 4 aylık kısmı içinde gerçekleşen diğer haklar kavramına, ikramiye, gıda yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı ve servis gibi parasal haklar dahil edilmelidir. Söz konusu hesaplamaların işçinin belirtilen dönemde işyerinde çalışıyormuş gibi yapılması ve para ile ölçülebilen tüm değerlerin dikkate alınması gerekir. Bununla birlikte işçinin ancak çalışması ile ortaya çıkabilecek olan fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığı ücret ile satışa bağlı pirim gibi ödemelerin, en çok 4 ay kadar boşta geçen süre içinde ödenmesi gereken diğer haklar kavramında değerlendirilmesi mümkün olmaz.

Boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar ile işe başlatmama tazminatı bürüt olarak hüküm altına alınmalı ve kesintiler infaz sırasında gözetilmelidir.

İşe iade davası ile tespit edilen en çok 4 aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesinde sözü edilen özel faiz türü uygulanmalıdır. Ancak işe başlatmama tazminatı niteliği itibariyle tazminat olmakla uygulanması gereken faiz yasal faiz olmalıdır.

Somut olayda, bilirkişi raporunda I. Seçenek olarak işyeri kayıtlarına göre, II. seçenek olarak davacının geçersiz fesih tarihindeki ücretinin asgari ücrete yapılan zam oranında oranlanmasına göre iki seçenekli hesaplama yapmıştır. Mahkemece gerekçesi belirtilmeksizin 1. seçenekteki hesaplamaya itibar edilmiştir. Davacının 15.02.2010 tarihindeki, çalışmış olsa idi alabileceği ücretin tespiti önem arz etmektedir. Davacı kendisi yerine işe alınan işçi olan S.'nin ücretinin emsal kabul edilebileceğini belirterek ücretini belirtmişse de bu husus araştırılmamıştır. Mahkemece, ismi belirtilen işçinin Ocak, Şubat 2010 aylarına ait bordroları getirilmeli ayrıca davacı ile aynı işi yapıp yapmadığı da belirlenmeli, ücreti buna göre hesaplanmalıdır.

Bu olmadığı takdirde davacının geçersiz fesih tarihindeki ücretine işe başlatılmadığı tarihte asgari ücrete yapılan artış oranında bir artış yapılacağı kabul edilerek yapılan hesaplama hakkaniyete daha uygun düşecektir. Gerekçesi açıklanmadan ve davacının talep etmiş olduğu araştırma da yapılmaksızın bilirkişi hesaplamasının I. seçeneğine itibar edilmesi hatalı olmuştur.

Mahkemece gerekçe kısmında fesih tarihinin davacının işe başlatılmadığı 15.02.2010 tarihi olarak kabul edilmiş olmasına rağmen kıdem tazminatı için davacı işçinin işe başlatılmadığı tarih olan 26.11.2008 tarihinden itibaren faize karar verilmesi de hatalı olmuştur.

Kararın bu yönlerden bozulması gerekmektedir.

SONUÇ

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 13.11.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.