İŞYERİNİN BÜTÜNÜNÜ YÖNETEN İŞÇİ • İŞYERİNE ELEMAN ALMA-ÇIKARMA YETKİSİ OLAN İŞÇİ

Davacının işletme müdürü olduğu sabit olmakla birlikte işletmenin bütününü sevk ve idare edip etmediği dosya içeriğinden tam olarak anlaşılmamaktadır. Şirketin organizasyon şeması ve ticaret sicil kayıtları getirtilip, dosya içeriği ile birlikte değerlendirme yapılarak; davacının işletmenin bütününü sevk ve idare edip etmediği, sevk ve idare yetkisi işyeri düzeyinde ise işçi alma ve çıkarma yetkisinin bulunup bulunmadığı gibi hususlar kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

İŞYERİNİN BÜTÜNÜNÜ YÖNETEN İŞÇİ • İŞYERİNE ELEMAN ALMA-ÇIKARMA YETKİSİ OLAN İŞÇİ
YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E: 2009/21342 K: 2010/14329 T: 24/05/10

 

Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

 

Yerel mahkeme isteği kısmen hüküm altına alınmıştır.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

YARGITAY KARARI

Davacı işçi, sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.

Davalı işvereni iş sözleşmesinin anlaşma ile sona erdiğini, davacının işveren vekili olması nedeniyle iş güvencesi hükümleri kapsamına girmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece davacının işletmenin bütününü sevk ve idare etmediği, sadece imalat olması nedeniyle iş güvencesi hükümleri kapsamına girmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.

İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklardır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.

İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aramaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18. madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olma şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerinin sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18. maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929-2008/12484 sayılı karar)

Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta davacı imalat müdürü olduğunu ileri sürmüş ise de, imzasını taşıyan birçok belgede işletme müdürü unvanı ile imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tanığı davacının imalat müdürü olarak işe başladığını bildiğini, daha sonra işletme müdürü unvanı ile çalışıp çalışmadığı konusunda bilgisinin bulunmadığını belirtmiş, davalı tanıkları ise davacının işletme müdürü olduğunu ve şirket sahibinden sonra en yetkili kişi konumunda bulunduğunu açıklamıştır. Mevcut delillere göre davacının işletme müdürü olduğu sabit olmakla birlikte işletmenin bütününü sevk ve idare edip etmediği dosya içeriğinden tam olarak anlaşılmamaktadır. Şirketin organizasyon şeması ve ticaret sicil kayıtları getirtilip, dosya içeriği ile birlikte değerlendirme yapılarak; davacının işletmenin bütününü sevk ve idare edip etmediği, sevk ve idare yetkisi işyeri düzeyinde ise işçi alma ve çıkarma yetkisinin bulunup bulunmadığı gibi hususlar kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.