İŞYERİNİN DEVRİ * KIDEM TAZMİNATINDAN SORUMLULUK * İHBAR TAZMİNATINDAN ve YILLIK ÜCRETLİ İZİNDEN SORUMLULUK

İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 4857 sayılı Kanunun 120. maddesi uyarınca yürürlüğe devam eden 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Kanun'un 6.maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işvereler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

İŞYERİNİN DEVRİ * KIDEM TAZMİNATINDAN SORUMLULUK * İHBAR TAZMİNATINDAN ve YILLIK ÜCRETLİ İZİNDEN SORUMLULUK
YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E: 2013/1585 K: 2013/5741 T: 19/03/13

 

Davacı İsteminin Özeti:

 

Davacı vekili, müvekkilinin T.D.İ. Şehir Hatları İşletmesi motor atölyesinde ustabaşı olarak çalışmakta iken 15.04.2005 tarihinde Şehir Hatları İşletmesinin davalı İ.'ye devredildiğinden dolayı zorunlu olarak emekli edildiğini, konusunda uzman olduğu için 01.06.2005 tarihinde tekrar İ. tarafından işe alındığını, ancak taşeron A. ve E. şirketlerinde sigortalı gösterildiğini, İ. yetkililerinin aldığı karar ile 19.03.2010 tarihinde işten çıkarıldığının bildirildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı İ. vekili; müvekkili şirketin deniz ulaşımında hizmet verdiği gibi karada da hizmet verdiğini, bu sebeple hem denizde hem karada personel bulundurma zorunluluğunun doğduğunu, bu çerçevede 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında hizmet alan yüklenici ilişkisi çerçevesinde atölye, gi-şe-terminal temizlik gibi hizmetler hususunda hizmet alumina gittiğini, bu sözleşmelerin belirli süreli olduğunu, sona erdiğinde yeniden ihaleye çıkıldığını,davacının atölye hizmetleri alımı yapılan yüklenici şirketin personeli olduğunu, bu sebeple müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin fazla mesai veya genel tatil günlerinde çalışma yapılması talebinde bulunmadığını, yüklenici ile yapılan sözleşmelere göre çalıştırılan işçilerin alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı E. Şirketi vekili, davacının müvekkili işyerinde 01.01.2009 31.01.2009 ve 01.01.2010-01.03.2010 tarihleri arasında çalıştığını, toplam bir yıl müvekkili şirkette çalışmamış olan davacının kıdem tazminatı ve yıllık izne hak kazanmadığını, davacıya ücretine ilaveten yol ve yemek ücreti ödenmediğini, fazla çalışmasının olmadığını, davacının belirli süreli hizmet sözleşmesi ile çalışmış olmasından dolayı ihbar tazminatı talebinin de yerinde olmadığını, müvekkili şirketin söz konusu ihale için teklif verirken personelin kıdem tazminatı bedelini ihale mevzuatı gereği öngöremediğini, davacı lehine kazanılmış bir hak varsa bunun bedelinin müvekkili işverenden değil, ihale makamı diğer davalıdan talep edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı A. Şirketi vekili, davacının müvekkili şirketin işyerinde fasılalı olarak üç dönem belirli süreli hizmet sözleşmeleriyle çalıştığını,davacı-nın belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalışması sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, İ. tarafından ihaleye çıkarılan işin müvekkili içinde belirli süreli olması sebebiyle, müvekkilinin bu işyerinde çalıştıracağı personel ile belirli süreli iş sözleşmesi yapmasının zorunlu olduğunu, davacıyla yapılan sözleşmede, söleşmenin personelin daha önceki işyerinden doğan haklarını kapsamadığının, işçinin sözleşme öncesi yazılı olarak yeni işverene bildirimde bulunmaması durumunda en son ayrıldığı işvereni her yönüyle ibra etmiş sayıldığının belirtildiğini, davacının işin son bulacağı tarihi işin başında bildiğini, bu sebeple ihbar tazminatı talebinin de yerinde olmadığını, davacının müvekkili işyerinde çalışmış olduğu birinci dönem itibariyle yıllık izin ücretine hak kazanamadığını, diğer dönemlerde ise yıllık izinlerini kullandığını, hafta tatili izinlerini kullandığını, iddiaları kabul etmediklerini, fazla mesai talebinin fahiş olduğunu, zenginleşme amacını güttüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işverence haklı bir sebep yokken feshedildiği, davacının diğer taleplerine ilişkin alacakları da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı davalı şirketlerin vekilleri temyiz etmiştir.

Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacının taleplerinden kimlerin hangi esaslara göre sorumlu olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/7. maddesine göre, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.

İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı Ka-nun'un 3. fıkrasında belirtilmiş, devderen işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sonurlı olduu hükme bağlanmıştır.

İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 4857 sayılı Kanunun 120. maddesi uyarınca yürürlüğe devam eden 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Kanun'un 6.maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işvereler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.

Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır.

Somut olayda alt işverenler arasında işyeri devri söz konusu olup davacının taleplerinden sorumluluğun yukarıda belirtilen esaslara göre tespit edilmesi gerekirken bunun yapılmayarak yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.