Kasten Yaralama - Facebook yazışmaları - Hahsız tahrik

Facebook yazışma çıktılarından ilk haksız hareketin küfür etmek suretiyle müşteki suça sürüklenen çocuk ...'tan geldiği nedenle sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozma sebebidir.

Kasten Yaralama - Facebook yazışmaları - Hahsız tahrik
Yargıtay kararı

3. Ceza Dairesi
2019/12998 E. , 2019/22710 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ: Kasten yaralama HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
O yer Cumhuriyet savcısı ve üst yer Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinin içeriğine göre suça sürüklenen çocuk ...'nın müşteki suça sürüklenen çocuk ...'a karşı işlediği kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelen temyiz isteminde bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk ... hakkında müşteki suça sürüklenen çocuk ...'a karşı kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında bir karar verilmemiş ise de zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Suça sürüklenen çocuk hakkında müşteki suça sürüklenen çocuk ...'a karşı 5237 sayılı TCK'nin 86/2- 3-e maddesi gereğince silahla basit kasten yaralama suçundan kamu davası açıldığı, suç tarihinde bu suçun uzlaşma kapsamında bulunmadığı anlaşılmış ise de 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alınması ve 5271 sayılı CMK'nin 253/3. maddesinin 2. cümlesinin 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile aynı mağdura karşı işlenen suçlarla sınırlandırılması karşısında, suça sürüklenen çocuğun diğer müşteki suça sürüklenen çocuk ...'a karşı uzlaşma kapsamına girmeyen suçu işlemesinin müşteki suça sürüklenen çocuk ...'a karşı uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına engel olmadığı ve 5271 sayılı CMK'nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı, suçun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuk ... ile müşteki suça sürüklenen çocuk ... arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
2)Dosya kapsamındaki facebook yazışma çıktılarından ilk haksız hareketin küfür etmek suretiyle müşteki suça sürüklenen çocuk ...'tan geldiği nedenle sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3)Suça sürüklenen çocuk ...'nın fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmadığı ve dosyada mevcut adli sicil kaydına göre daha önceden hapis cezasına mahkum edilmemiş olduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nin 86/2. maddesinde belirtilen seçimlik cezalardan hapis cezası seçildikten sonra hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nin 50/3. maddesindeki zorunluluk gereğince TCK'nin 50/2. maddesi de gözetilerek, 5237 sayılı TCK'nin 50/1. maddesinde düzenlenen adli para cezası dışındaki diğer seçenek tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4)5271 sayılı CMK'nin 231. maddesinde 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesi ile yapılan değişiklikten önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların yargılama konusu suçla ilgili kurulacak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, adli sicil kaydı itibariyle açıklanmış bir mahkumiyet kararı bulunmayan ve tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat edinilmesi nedeniyle cezası ertelenen suça sürüklenen çocuk hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
5)Suç tarihinde ve kovuşturma aşamasında 18 yaşından küçük olan müşteki suça sürüklenen çocuk ...'a zorunlu vekil atanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 234/2. maddesine muhalefet edilmesi,
6)Müşteki suça sürüklenen çocuk ...'ın duruşmada dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmesine rağmen, soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanının duruşmada okunmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 211/1-c maddesine muhalefet edilmesi,
7)Müşteki suça sürüklenen çocuk ... 18 yaşını doldurmadığı halde 5271 sayılı CMK'nin 185. maddesine aykırı olarak, oturumların kapalı yerine açık yapılması ve hükmün de kapalı yerine açık oturumda tefhim edilmesi,
8)Suç tarihinde 15-18 yaş arasında bulunan suça sürüklenen çocuk bakımından 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise geekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının ve üst yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun BOZULMASINA, 10.12.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.