KASTEN YARALAMA SUÇU * KASTIN AŞILMASI SONUCU ÖLÜM

Sanığın fırsat bulmasına karşın maktulün sadece bacaklarını bıçaklaması sonucu gerçekleşen ölüm, kasten yaralama sonucu gerçekleşen fiil olup alt cezayı gerektirir.

KASTEN YARALAMA SUÇU * KASTIN AŞILMASI SONUCU ÖLÜM
YARGITAY 1. CEZA DAIRESI E: 2011/1535 K: 2011/1737 T: 24/03/11

 

1- Sanık İ. Müdafiinin yasal süreden sonra olan duruşmalı inceleme isteminin CMUK'un 318. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

 

2- Sanık İ.nin olası kastla öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sanıklar B.ve N.'nin ihmali davranışla öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetlerine dair kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sü-butu kabul, oluşa ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının niteliği tayin, takdire ve sanık B.yönün-den tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde düzeltme ve bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş bulunduğundan, sanık İ. Müdafiinin meşru savunmaya yönelen, sanıklar B.ve O.müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede, yetersiz gerekçeye, sübuta, TCK'nın 98. maddesi gereğince ceza tayin edilmesi gerektiğine, haksız tahrik ve derecesine ilişen, Cumhuriyet Savcısının sanık İ.'in kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,

Sanık İ.'in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine dair kurulan hükümde, İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2004/718 esas, 2005/100 karar sayılı ilamındaki daha ağır ceza içeren neticeten 2700 TL para cezasının esas alınarak tekerrür uygulaması yapılması ile yetinilmesi gerekir iken aynı ilamdaki az ceza içeren hüküm için de mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi, yasaya aykırı ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK'un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak, 1345.61 TL ağır para cezası ile” ibaresinin hüküm fıkrasının mahsus bölümünden çıkartılmasına karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN hüküm ile sanıklar B.ve N.'in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,

Sanık İ.'nin olası kasıtla öldürme, sanıklar B.ve N.'in ihmali davranışla öldürme suçlarından mahkumiyetlerine dair kurulan hükümler yönünden;

Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık B'nin babasına ait otoparkta bekçi olarak çalışan ve olay tarihinde otoparkta alkol alan maktul Sa-pa'nın, sanık B.'nin babası A.'yı darp ettiği, bunu öğrenen sanık B.ile arkadaşı sanık İ.'in maktulü yumruklarıyla darp ettikleri ve sanık B.'nin arkadaşı olan sanık N.'de maktulün darp edildiğini gördüğü; sanıkların, yabancı uyruklu olup İstanbul'u bilmeyen maktulü otoparktan alarak ıssız bir yere bırakmaya karar verdikleri, sanık B.'nin kullandığı aracın ön koltuğuna sanık N.'nin arka koltuğuna ise sanık İ.ve maktulün bindikleri, geceyarısına yakın bir saatte İstanbul TEM Otoyolunun Mahmutbey gişelerine yakın bir yerde sanık B.'nin aracı durdurarak maktulün inmesini istediği, maktulün araçtan inmek istememesi üzerine sanık İ.'nin araçtan inerek maktulü zorla araçtan indirdiği, diğer sanıkların ise araçtan inmedikleri, sanık İ. ve maktul arasında çıkan tartışma sırasında sanık İ.'nin bıçakla sağ bacağına bir kez, sol bacağına altı kez vurarak maktulü yaraladığı ve araçla oradan uzaklaştıkları, olay yeri yakınından geçen üçüncü kişilerce sabah 07.30 sularında hastaneye kaldırılan maktulün sağ uyluk 1/3 arka bölgesine isabet eden bıçak darbesinin neden olduğu femoral arter yaralanmasına bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü, maktulün sol uyluk bölgesindeki diğer altı adet yaranın ise cilt, ciltaltı yumuşak doku seyirli yaralar olup öldürücü nitelikte olmadıklarının tespit edildiği olayda;

Sanık İ.'nin hedef alma imkanı olmasına ragmen maktulün hayati bölgesini hedef almaması, maktul ile arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunmaması, engel neden bulunmadığı halde eylemini sürdürmemesi ve öldürme kastı ile hareket ettiğini gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmaması dikkate alındığında, sanık İ. hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olmak suçundan TCK'nin 37/1. maddesi delaletiyle TCK'nin 87/4. maddesinin 2.cümlesi gereğince ve darbe sayısı dikkate alınarak temel cezanın tayininde alt sınırdan da uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması; sanıklar B.veN.'ın ise sanık İ.ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerine ve fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarına ilişkin kesin kanıtlar bulunmadığı, ancak olay yerine birlikte gitmeleri ve maktulün bıçaklandığını görmelerine ragmen sanık İ.'yi de alarak oradan uzaklaştıkları dikkate alındığında eylemlerinin sanık İ.'nin kasten yarala sonucu ölüme neden olmak suçuna yardım etme suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı TCK'nin 87/4 ve 39. maddeleri gereğince hüküm kurulması gerektiği düşünülmeksizin, sanık İ.'nin 81 ve 21/2. maddeleri, sanıklar B.ve N.'nin ise 83/2 b-3 maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilmesi,

Sanık İ.'nin adli sicil kaydına göre; sabıkasının esas İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2004/718 esas, 2005/100 karar sayılı ilamındaki daha ağır ceza içeren 765 sayılı TCK'nın 258/1, 647 Sayılı Yasa'nın 4,5 ve 6. maddeleri gereğince aldığı neticeten 2700 TL. para cezasının esas alınarak tekerrür uygulaması yapılması ile yetinilmesi gerekir iken aynı ilamdaki daha az ceza içeren 765 sayılı TCK'nin 266/1, 647 Sayılı Yasa'nın 4,5 ve 6. maddeleri gereğince aldığı neticeten 1345.61 TL para cezasına ilişkin hüküm için de mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık İ. Müdafii, sanıklar B.ve N.müdafii ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, kısmen resen de temyize tabi bulunan hükümlerin farklı gerekçeyle tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, hükmolunan ceza ve tutuklulukta geçen süreler gözönüne alınarak sanıklar müdafiilerinin tahliye taleplerinin reddine, 24.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.