KAT İRTİFAKI * AYNEN TAKSİM * ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ * TEBLİGAT * KAYYIM TAYİNİ

Kat irtifaklı taşınmazın paydaşlar arasında ayrı ayrı taksiminin mümkün olmadığının anlaşılması halinde satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmelidir. Gösterilen adres ile nüfus kaydındaki adres aynı ise Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebligat yapılmalıdır. Malikin kim olduğu veya oturduğu yer tespit edilmemiş ise mal müdürü kayyım tayin edilmelidir.

KAT İRTİFAKI * AYNEN TAKSİM * ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ * TEBLİGAT * KAYYIM TAYİNİ
YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ E: 2012/1177 K: 2012/5480 T: 09/04/12

 

Dava, üç adet taşınmazın ortaklığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

 

Davalı vekili dava dilekçesinde Şişli 2. İcra Müdürlüğü'nün 1999/4794 Esas sayılı dosyası ile M. hakkında icra takibi yapıldığını ve takibin kesinleştiğini, borçlu mirasçının babası N. intikal eden miras hissesi üzerine haciz konulduğunu, Şişli 4. İcra Mahkemesi'nden ortaklığın giderilmesi için yetki aldıklarını belirterek dava konusu bağımsız bölümlerin aynen taksimi mümkün ise, aynen taksim suretiyle, değilse satılarak ortaklığın giderilmesini istemiştir.

Davalı M'ye dava dilekçesinde belirtilen adrese çıkarılan tebligat gösterilen adres yazlık adresi, kışlık adresi bilinmiyor diye iade edilmiş, davacı vekilinin 20.11.2007 tarihli dilekçesinde belirttiği adreslere gönderilen dava dilekçesi tebliği aynı nedenle bila ikmal iade edilmiştir. Bunun üzerine Emniyet ve Nüfus Müdürlüğü'nden adresi araştırılmış, bildirilen adreslere çıkarılan tebligatlar ismen tanınmadığından bahisle iade edilmiştir. Mahkemece davacıya verilen yetki üzerine Üsküdar 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/905 sayılı ilamı ile 26.02.2009 tarihinde her iki davalıya İstanbul Defterdarı B. kayyım olarak atanmıştır. Kayyım olarak atanan İstanbul Defterdarı B'nin 03.08.2010 tarihinde Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne, yetki belgesinin sadece M. için verildiğini, M'nin sağ olup eşi ve kızının bulunduğunu, tebligatın yapılamamasının kayyım tayinini gerektirmediğinden bahisle itiraz etmesi üzerine, mahkemece İstanbul Defterdarlığı'nın Kayyım olarak atanmasına ilişkin kararın kaldırılmasına 06.08.2010 tarihinde karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı davalılara tebligat yapılamadığından bahisle davalılara kayyım atanması için 20.10.2010 tarihinde tekrar dava açmış, Üsküdar 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/938-399 sayılı ilamı ile Necati kızı 1977 doğumlu S'nin borçlu M'ye TMK. 648. maddesine göre kayyım atanmasına karar verilmiş, bu karar temyiz edilmeksizin 11.07.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Davaya kayyım S. huzurunda devam edilip karara bağlanmış ise de, malikin kim olduğunun veya oturduğu yerin tesbit edilemediği hallerde taraf teşkili bakımından 3561 sayılı Mal Memurları'nın Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun hükümlerine göre kayyım tayin edilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek 3. bir kişi S'nin kayyım atanarak davanın sonuçlandırılması doğru değildir.

Davalı M'nin dava dilekçesinde belirtilen adresi ile Nüfus Müdürlüğü'nden gelen adresi aynı olduğu göz önünde bulundurularak tebligat kanunun 21 ve bu kanunda değişiklik yapan 6099 Sayılı Kanun nazara alınarak tebligat yapılıp taraf teşkili sağlanıp işin esasının incelemesi gerekirken bundan zühul olunması ve usulsüz olarak kayyım tayin edilip işin esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

Kabule göre; aynen taksim kararı verilebilmesi için bir bütün teşkil eden her taşınmazın ayrı ayrı her bir paydaşa eşit nitelikte paylara ayrılması gerekir, yoksa bir kısım paydaşa bir taşınmazdan, diğer bir paydaşa da öteki taşınmazdan pay vermek suretiyle aynen taksim yapılamaz. Olayımızda borçlu ortağın murisi adına kayıtlı kat irtifaklı üç adet bağımsız bölüm ortaklığının giderilmesi istenmektedir. Kat irtifakı kurulu taşınmazda her bir bağımsız bölümün paydaşlar arasında ayrı ayrı taksiminin mümkün olup olmadığı araştırılmalı aynen taksimi mümkün olmayacağının anlaşılması halinde satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi gerekirken, bağımsız bölümlerin ortaklığının yazılı şekilde aynen taksimine karar verilmesi de doğru olmadığı gibi taksim edilen taşınmazlar üzerinden karar tarihi itibariyle %03.96 oranında nispi karar ve ilam harcı alınması gerekirken %09.9 harç alınması da doğru değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 Sayılı Kanun'la eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'un 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.