KİRA SÖZLEŞMESİ * KDV

Kira sözleşmesinde Katma Değer Vergisinin kiracıya ait olduğu belirtilmemiş, kira bedelinin net olduğu da belirtilmemiştir. Bu durumda kiranın Katma Değer Vergisi dahil olduğu brüt kira bedeli olduğu kabul edileceğinden kiracı Katma Değer Vergisinden sorumlu olmayacaktır.

KİRA SÖZLEŞMESİ * KDV

Y.3. HD E: 2018/4702 K: 2019/7831 T.14.10.2019

 

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 36. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında davanın kabulüne dair verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı ile aralarında düzenlenen 07/11/2013 tarihli hizmet sözleşmesi kapsamında belirtilen hizmetin davalıya sunulduğunu, davacı şirket tarafından hizmet bedeli karşılığı olarak düzenlenen 18.02.2014 tarihli ve 131.511,00 TL bedelli faturanın davalıya kargo ile gönderildiğini, davalının herhangi bir neden ileri sürmeden ve itiraz etmeden faturayı davacı şirkete iade ettiğini, sözleşmeden doğan borcu ödemekten kaçındığını; bahse konu fatura bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; İzmir ilinde ihale ile alınmış olan organizasyon işlerinde çadır kurulumu ve diğer hizmetlerin temini amacıyla, davacı ile aralarında 07/11/2013 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, sözleşme uyarınca on iki iş için ayrı ayrı çadır kurulumu ve diğer işlerin yapılacağının kararlaştırıldığını ve buna göre sözleşme bedelinin belirlendiğini, ancak davacının edimini yerine getirmediğini, sözleşme ilişkisinin 31/12/2013 tarihinde sona
erdiğini, takibe konu faturanın ise 18/02/2014 tarihinde düzenlendiğini, fatura düzenleme tarihinde davacı ile aralarında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, fatura kapsamında kendisine teslim edilen herhangi bir mal veya sunulan herhangi bir hizmetin bulunmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; yargılama sırasında alınan bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda, davanın kabulüne, davalının İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün 2014/5873 E. Sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin 131.511,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, asıl alacak üzerinden hesaplanacak % 20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasında 07/11/2013 tarihli hizmet sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede 07/11/2013 ile 31/12/2013 tarihleri arası İzmir içinde yapılacak olan organizasyonlarda, 12 iş için ayrı ayrı çadır kurulumunun davacı tarafından yapılacağının kararlaştırıldığı, bu işe ilişkin takibe konu 18/02/2014 tarih 026901 numaralı 131.511,00 TL bedelli faturanın davalıya tebliğ edildiği, davalının ise faturayı 24/02/2014 tarihinde iade ettiği, fatura bedelinin tahsili amacıyla icra takibinin başlatıldığı, davalının süresi içinde takibe itiraz ettiği ve eldeki davanın açıldığı; 8 iş için ayrı ayrı çadır kurulduğunun tespit edildiği, davacının daha fazla çadır kurulumu yaptığını ispatlayamadığı, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı Portokol Şube Müdürlüğü'nün 16/03/2016 tarihli yazısında da davalının 8 adet çadır kurulumu üzerinden ücret aldığının belirtildiği, sözleşme gereğince bu çadırların başkasına kurdurulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 8 adet çadır kurulum bedelinin 74.300,00 TL olduğu, bu bedel üzerinden ayrıca KDV nin de talep edilebileceği, KDV bedelinin de 13.374,00 TL olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353-1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 22/11/2016 tarih ve 2015/1067 E. - 2016/983 K. sayılı kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında; davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün 2014/5873 E. Sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 87.674,00 TL alacak üzerinden devamına, kabul edilen alacağın % 20 sine karşılık gelen 17.534,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava; kira ilişkisinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1-) Davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde ;
6763 sayılı yasa ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen geçici 1 inci madde uyarınca, aynı Kanunun 362 nci maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2018 tarihinden itibaren 47.530 TL'ye çıkartılmıştır.
İstinaf incelemesi sonucunda verilen hüküm, karar tarihi itibariyle davacı taraf yönünden kesin niteliktedir. HMK'nın 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca, kesin olan kararlar hakkında Yargıtay tarafından temyiz isteminin reddine karar verilebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın temyiz isteminin reddi gerekmektedir.
2-) Davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde ise;
2-(a) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-(b) Türk Borçlar Kanunu'nun 302. maddesine göre; "Kiralananla ilgili zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülüklere, aksi kararlaştırılmamış veya kanunda öngörülmemiş ise, kiraya veren katlanır."
Gelir Vergisi Kanunu'nun 70. maddesi ile 3065 sayılı Katma Değer Kanunu'nun 1/3-(f) ve 8/1-(h) maddeleri uyarınca, kiraya verenlerin elde ettikleri kira gelirinin bir bölümünü Katma Değer Vergisi mükellefi olarak vergi dairesine ödemesi gerekmektedir.
Somut olayda; taraflar arasında 07/11/2013 tarihli sözleşmenin varlığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme uyarınca çadır kiralama bedeli 12 ayrı kurulum için 111.450,00 TL olarak belirlenmiş olup, Katma Değer Vergisinin davalı kiracı tarafından ödeneceği kararlaştırılmadığı gibi kira bedelinin net olduğu da açıkça belirtilmemiştir. Bu durumda, taraflar arasında kararlaştırılan kira bedelinin, Katma Değer Vergisi dahil brüt kira bedeli olduğunun kabulü gerekmekte olup, davalı borçlunun Katma Değer Vergisi tutarından sorumlu olduğu kabul edilemez.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; Katma Değer Vergisinden davalı kiracının sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, temyiz harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 2-(a) bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-(b) bendinde açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.