KİŞİLİK HAKLARI * PARTİ ÜYELİĞİNİN AŞAĞILANMASI * TAZMİN ŞEKLİ

Yerel mahkemece, davacının mensubu olduğu siyasi partinin Anayasa değişikliği teklifini meclise sunması, yasalaşma sürecinde halkı “evet” oyu kullanmaya davet eden kampanyalar yürütmesi, açık hava toplantıları, radio ve televizyon konuşmaları yapmaları bu itibarla davacının da “evet” oyu kullanacağının aşikar olması sebebiyle matufiyet unsurunun bulunduğunu kabul ederek, davalı tarafından söylenen “Gaflet, delalet, hıyanet içinde olmak ve cehalet” sözlerinin eleştiri sınırlarını aşıp davacıyı aşağılayan, kişilik hakkını zedeleyen, halkın gözönünde küçük düşmesini sağlayan sözler şeklinde olduğundan davayı kısmen kabul etmiştir. Somut olayda, tarafların sıfatı, sarfedilen sözlerin niteliği, sözlerin söylendiği ortam, hedef alınan kitle ve potansiyel etkisiyle sözlerde davacı tarafın tek olarak hedef alınmayıp bir topluluğun içinde yer aldığı hususları dikkate alındığında tazminat yaptırımı yerine BK 49/3. Maddesinde bahsedilen diğer yaptırımlardan olan tecavüzün kınanmasına dair kararla yetinilmesi gerekirken, tazminat yaptırımına başvurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.

KİŞİLİK HAKLARI * PARTİ ÜYELİĞİNİN AŞAĞILANMASI * TAZMİN ŞEKLİ
YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E: 2012/1135 K: 2013/2153 T: 12/02/13

 

Davacı S.A. vekili tarafından, davalı T.Ç. aleyhine18.01.2011 gününde verilen dilekçeyle kişilik hakkına saldırı sebebiyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 4.10.2011 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

 

Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava, kişilik hakkına saldırı sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, kararı taraflar temyiz etmişlerdir.

Davacı iktidar partisi milletvekili olduğunu, üyesi bulunduğu partinin Anayasa değişikliği önerisini meclise sunduğunu, teklifin yasalaşma sürecinde ve sonraki “halk oylaması” aşamasında halkı “evet” oyu kullanmaya davet eden çalışmalar yaptığını halk oylamasında “evet”oyunun daha fazla çıkması sebebiyle bu halk oylamasından sonra, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı olan davalının 18.9.2010 tarihinde Hatay'da düzenlenen “Türkiye Nereye Gidiyor” konulu panelde ve buradaki konuşmaların tartışıldığı 20.09.2010 tarihli H. adlı televizyonda yayınlanan “Söz Sende” adlı programdaki konuşmalarıyla kendisi gibi “evet” oyu kullanan kesimi gaflet, dalalet, hıyanet ve cahillikle itham ettiğini ve kişilik hakkına saldırıldığını belirterek manevi tazminat istemiştir.

Davalı taraf, sözlerin davacıya yönelik olmadığını, davacının “evet” oyu kullanıp kullanmadığını bilmesinin gerekmediğini, bu sebeple sözlerin davacıya yönelik olmadığını, tahkir amaçlı olmayan sözlerin, bilinçli olarak oy verenler dışında kalan kimselere yönelik olmadığını, tahkir amaclı olmayan sözlerin, bilinçli olarak oy verenler dışında kalan kimselere yönelik olarak kullandığını, oyunu bilinçsiz olarak kullananların hatasının vurgulandığını, kaldı ki, siyasi kişilerin eleştiri sınırının geniş olduğunu, sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını sözlerin hakaretle ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Yerel mahkemece, davacının mensubu olduğu siyasi partinin Anayasa değişikliği teklifini meclise sunması, yasalaşma sürecinde halkı “evet” oyu kullanmaya davet eden kampanyalar yürütmesi, açık hava toplantıları, radio ve televizyon konuşmaları yapmaları bu itibarla davacının da “evet” oyu kullanacağının aşikar olması sebebiyle matufiyet unsurunun bulunduğunu kabul ederek, davalı tarafından söylenen “Gaflet, delalet, hıyanet içinde olmak ve cehalet” sözlerinin eleştiri sınırlarını aşıp davacıyı aşağılayan, kişilik hakkını zedeleyen, halkın gözönünde küçük düşmesini sağlayan sözler şeklinde olduğundan davayı kısmen kabul etmiştir.

Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmelidir. Kişide oluşan manevi zararın giderilmesi bakımından hakimin olayın özelliklerine, fail ve mağdurun durumlarına, kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin niteliğine göre manevi tazminat olarak bir miktar paranın ödenmesine veya BK 49/3. maddesi gereğince tazminat yerine diğer bir tazmin yoluna başvurması mümkündür. Bahsedilen madde gereği diğer tazmin yöntemleri konusunda örnekseme yapılarak haksız saldırının kınanması ve kınama kararıyla birlikte bu kararın basın yoluyla ilan edilmesi yöntemlerine değinilmişse de bu yöntemler sınırlı olmayıp hakimin takdirine bırakılmıştır. Bu bağlamda özer beyanı, isnadın geri alınması vb.

Bir tazmin şeklinin benimsenmesi de düşünülebilir. (4. HD. 14.11.1996, 8472/11191) Somut olayda, tarafların sıfatı, sarfedilen sözlerin niteliği, sözlerin söylendiği ortam, hedef alınan kitle ve potansiyel etkisiyle sözlerde davacı tarafın tek olarak hedef alınmayıp bir topluluğun içinde yer aldığı hususları dikkate alındığında tazminat yaptırımı yerine BK 49/3. Maddesinde bahsedilen diğer yaptırımlardan olan tecavüzün kınanmasına dair kararla yetinilmesi gerekirken tazminat yaptırımı yerine BK 49/3. Maddesinde bahsedilen diğer yaptırımlardan olan tecavüzün kınanmasına dair kararla yetinilmesi gerekirken tazminat yaptırımına başvurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Temyiz olunan kararın yukarda (2) numaralı bentte gösterilen sebeplerle davalı yararına BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının yukarda (1) numaralı bentte gösterilen sebeplerle reddine, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 12.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, davalının 18 Eylül 2010 tarihinde Atatürkçü Düşünce Derneği Hatay Şubesi tarafından düzenlenen “Türkiye Nereye Gidiyor” konulu panelde ve 20 Eylül 2010 tarihinde H. Televizyonunda yayınlanan “S.S.” programında yaptığı konuşmalarla davacının kişilik hakkına saldırıda bulunduğu iddiasıyla manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davaya konu beyanların geçtiği panelde ve yayında davalı, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliklerine dair kanunların hakoyuna sunulması sonucundaki “evet” ve “hayır” oylarının değerlendirilmesi bağlamında bazı sözler sarf etmiş ve nitelendirmelerde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi manevi tazminat talebini kısmen kabul etmiştir. Dairemizin sayın çoğunluğunca, tazminat yaptırımı yerine BK 49/3. maddesinde sözü edilen diğer yaptırımlardan tecavüzün kınanmasına dair kararla yeti-nilmesi gerekirken tazminat yaptırımı yoluna gidilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Bilindiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 67/2 maddesi uyarınca seçimler ve halk oylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Panelde vet v programında davacının yanı sıra herhangi bir parti yöneticisi ya da milletvekilinin isminin geçmediği nazara alındığında salt “evet” oyu kullanılması için kampanyalar düzenleyen partinin milletvekili olmak matufiyet unsurunun gerçekleşmesi için yeterli değildir. Kaldı ki kimin “evet” kimin “hayır” oyu kullandığının “gizli oy” ilkesi sebebiyle belirlenmesi de mümkün değildir.

Bu itibarla; matufiyet unsuru gerçekleşmediğinden davanın reddedilmesi görüş ve kanaatinde olmamız nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararının bu yönden bozulması gerektiğini düşündüğümüzden, Dairemiz değerli çoğunluğunun farklı sebebe dayalı bozma kararına katılmıyoruz.