MAZERET BİLDİRİMİ • DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASI

Davacı vekili mazeretini bildirmiş tebliğ masrafını da ödemiştir. Bu durumda duruşma gününün tebliği ile yargılamaya devam edilmesi gerekirken ikinci kez takip edilmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.

MAZERET BİLDİRİMİ • DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASI
YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E: 2012/25118 K: 2012/22818 T: 15/10/12

 

Mahkemece, davacı tarafın duruşmadan haberdar olduğu halde duruşmaya gelmemesi ve davalı tarafın da davayı takip etmemesi sebebiyle, ilk kez 06.02.2012 tarihinde HMK’nın 150/1 maddesi gereğince dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 10.05.2012 tarihinde de ilk yenilemeden itibaren birden fazla takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

 

Davacı vekili, duruşma gününün usulüne uygun tebliğ edilmeden yokluğunda yargılama yapılarak dosyanın işlemden kaldırılmasına bunun sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği gerekçesi ile kararı temyiz etmiştir.

Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır.

Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hakları kısıtlanmış olur.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı vekilinin 10.05.2012 tarihinde duruşma saatinden önce mahkeme veznesine tebligat masrafını yatırmak sureti ile UYAP ortamından mesleki mazeretini bildirdiği; ancak aynı günlü duruşmada, Mahkemece mesleki mazeretine ilişkin kabul ya da reddi yönünde bir karar verilmediği halde mazeretini bildirmediği belirtilerek birden fazla takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu bağlamda Mahkemenin davanın takip edilmediği gerekçesinin yasal dayanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.

Bu nedenle, davacı vekilinin kamu düzenine ilişkin olan Anayasa'nın 36. maddesinde de açıklanan iddia hakkı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkını kullanabilmesi bakımından duruşma gününün tebliği ile yargılamaya devam edilmesi gerekirken ikinci kez takip edilmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.