SAHTE NÜFUS CÜZDANIYLA PARA ÇEKİLMESİ * BANKANIN SORUMLULUĞU

Sahte nüfus cüzdanı ibraz edilerek bankadaki hesaptan para çekilmesi halinde, hesap sahibinin oluşan zararından bankanın tam kusur esasına göre sorumlu olduğu kabul edilmelidir.

SAHTE NÜFUS CÜZDANIYLA PARA ÇEKİLMESİ * BANKANIN SORUMLULUĞU
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E: 2010/7548 K: 2012/160 T: 16/01/12

 

Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdindeki hesabından yetkisi bulunmayan 3. kişiye usulsüz ödeme yapıldığını, 03.06.2005 tarihinde davalı bankanın Kadıköy Rıhtım Şubesi'nden müvekkilinin Karabağlar İzmir Şubesi'ndeki hesaplarından toplam 10.000.00 TL., 7.700 USD ve 15.500 Euro nun nakden çekildiğini, dekontlarda bulunan imzaların şirket temsilcisi Fuat Göza-çana ait olmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.00 TL.nin 03.06.2005 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

 

Davalı vekili, müvekkiline nüfus cüzdanı ibraz edilerek ödeme yaptığını, kusurunun olmadığını, davacının işlem tarihinden sonra defalarca hesaplarında hareketler yapmasının işleme icazet verdiğini gösterdiğini, işlem yapanın davacının çalışanı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, bilirkişi raporları da dikkate alınarak, dekontlardaki imzaların davacı şirket yetkilisi F.G.'a ait olmadığı, davalı banka şubelerinden çekilen toplam paranın 51.446.75 TL. olduğu, bu eylemin meydana gilmesinde tarafların müterafik kusurlu oldukları, davalı bankanın kusurunun %50, davacının %50 kusurunun olduğu gerekçesiyle davacının talebi de göz önünde bulundurularak davanın kabulüne, 10.000.00 TL.nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-    Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-    Dava, davalı banka nezdinde bulunan hesaptan davacının bilgisi dışında sahte imza ile para çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.

Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 61. maddesi) Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunun 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.

Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanılabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Somut olayda, grafoloji bilirkişisinin raporuna göre, dekontlardaki imzanın davacı şirket temsilcisine ait olmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti raporunda da, davalı Bankanın BK. 100. maddesi gereği sorumlu olduğu, ancak zararın meydana gelmesinde sahte nüfus cüzdanı ibraz ederek hesaptan sahte imza ile para çeken 3. kişinin de %50 oranında katkısı olduğu belirtildiği halde, mahkemece bu kusur oranının davacıya tahmili ile davacının %50 oranında kusuru olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklandığı üzere sahtecilik işlemi davalıya karşı gerçekleştirildiği ve sahte imza ile çekilen paralar doğrudan doğruya davalının zararı niteliğinde olup davacı tarafından icazet de verilmediğine göre, davalı meydana gelen zarardan tamamen sorumlu olmasına rağmen davacının %50 oranında kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3- Kabule göre de tam kusur esasına göre açılan davada mahkemece davacının %50 oranında kusurlu olduğu kabul edildiği halde, davacı tarafın istemi doğrultusunda davanın tamamen kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 459.00 TL. temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Garanti Bankası A.Ş.'den alınmasına ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.