SAVCI * KAMU GÖREVLİSİNİN İDARİ HATASI

Kamu görevini yerine getirirken yapılan hatalı işlemler nedeniyle kamu görevlisi aleyhine değil, devlet aleyhine, Yargıtay'ı ilk derece mahkemesi sayarak dava açılması gerekir.

SAVCI * KAMU GÖREVLİSİNİN İDARİ HATASI
YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E: 2011/3187 K: 2011/3444 T: 30/03/11

 

Davacı Ç.D. vekili Avukat İ.T. tarafından, davalı Z.Ö. ve diğerleri aleyhine 19.03.2009 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin yetki vegörevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen 30.12.2010 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

 

Davacı, Cumhuriyet Savcıları olan davalılar tarafından hazırlanan ve kamu oyunda Ergenekon adıyla bilinen soruşturma kapsamında hakkında herhangi bir suç isnadı bulunmamasına, şüpheli de olmamasına karşın iddianamenin 1565, 1618, 1619 ve 1620 sayfalarında ismine yer verilerek kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.

Davalılar ise, 1. Sınıf Cumhuriyet Savcıları olmaları nedeni ile haklarındaki davanın Yargıtay ilgili dairesinde görülmesi gerektiğini, hukuka aykırı eylemleri bulunmadığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Yerel mahkemece, davalıların kamu görevlerini yerine getirirken işledikleri kusurlarından doğan tazminat davalarının ancak idare aleyhine açılabileceği, davalılar hakkında şahsi kusurları ile ilgili açılmış bir soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığı, ancak şahsi kusurlarının ceza davasında kanıtlanması halinde manevi tazminata konu olabileceği, bu davada davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, mahkemenin yetki ve görevsizliği gerekçesiyle dava dilekçesi reddedilmiş, karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.

09.02.2011 günü Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilip 14.02.2011 gün ve 27846 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yasa'nın 12. maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Yasası'nın 93. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 93/A maddesinde; “Hakim ve Savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle: a)Ancak devlet aleyhine dava....” Açılabileceği “b)

Kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hakim veya savcı aleyhine tazminat davası.” açılamayacağı, “.hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle devlet aleyhinde açılacak tazminat davaları ile rücu davalarında bu madde hükümleri; bu maddede hüküm bulunmayan hallerde ise ilgisine göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu.” hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı Yasa'nın 14. maddesi ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 573. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi “Hakimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir.”biçiminde değiştirildikten sonra, Geçici 2. maddesinde de “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlüğe girinceye kadar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 573. maddesindeki sebeplere dayanılarak açılacak tazminat ve rücu davalarında; a) Hakimlerin bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davası, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde. açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatı ile görülür.”, “(2) Hakimler ve Savcılar Kanunu'na eklenen 93/A maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bu kanunla değiştirilen 573. maddesi hükümleri bu kanın yürürlüğe girdiği tarihte a) görülmekte olan davalar, b)Kesinleşmemiş hükümler, c) miktar veya değeri itibariyle temyiz ve karar düzeltme yoluna gidilemediği için kesinleşen hükümler, bakımından da uygulanır ve davaya Devlet aleyhinde olunur.” Biçiminde düzenleme yapılmıştır.

Yerel mahkemece, Cumhuriyet Savcısı olan davalılar aleyhine yürüttükleri bir soruşturma nedeni ile düzenledikleri iddianameden dolayı tazminat davası açıldığı gözetilerek, karar gününden sonra yürürlüğe giren 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yasa uyarınca yeniden değerlendirme yapılıp varılacak sonuca göre bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 30.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.