TAKİPSİZLİĞE İTİRAZ - DOLANDIRICILIK SUÇU

Cumhuriyet Savcısı'nın 5271 sayılı Kanun'un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun'un 173/3. maddesindeki şartlar oluşmadığından itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısı'nın soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği nazara alındığında, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

TAKİPSİZLİĞE İTİRAZ - DOLANDIRICILIK SUÇU
YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ E: 2012/2605 K: 2012/36243 T: 03/05/12

 

Dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarından şüpheli Ö. Hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda B.köy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verilen 14.03.2011 tarihli ve 2011/23590 soruşturma, 2011/10255 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.05.2011 tarihli ve 2011/583 müteferrik sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nca verilen 24.11.2011 gün ve 2011/14821/59765 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 30.01.2012 gün ve 2011/399034 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.

 

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

T. San. ve Tic. A.Ş. vekilince Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen 03.03.2011 tarihli dilekçe ile, anılan firmada reklam pazarlama koordinatörü ve genel müdür sıfatlarıyla görev yapmış olan şüphelinin, adı geçen şirket tarafından yayınlanan muhtelif dergilerde, kendi ailesine ait “S. Otel” isimli iş yerinin ilanlarını ücret ödemeden yayınlatmak suretiyle, mevkii ve konumunu kullanarak dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarını işlediğinden bahisle şikayetçi olunmasını müteakip, anılan Cumhuriyet Başsavcılığı'nca şikayet dilekçesi üzerine hiçbir araştırma yapılmaksızın, şüphelinin ifadesine dahi başvurulmadan olayın hukuki mahiyette olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 14.11.2007 tarihli ve 2007/9636 Esas, 2007/9375 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet Savcısı'nın, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeği-ni araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun'un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı aksi halde ise anılan Kanun'un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet Savcısı'nın 5271 sayılı Kanun'un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun'un 173/3. maddesindeki şartlar oluşmadığından itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısı'nın soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği nazara alındığında, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 24.05.2011 gün ve 2011/583 D. İş sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.