TASARRUFUN İPTALİ DAVASI * HANGİ TASARRUFUN İPTAL EDİLECEĞİ

Borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları alacaklılardan mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.

TASARRUFUN İPTALİ DAVASI * HANGİ TASARRUFUN İPTAL EDİLECEĞİ
YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E: 2010/8301 K: 2010/10368 T: 30/11/10

 

Davacı vekili, davalı borçlu Vedat aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı Gökhan’a satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı Gökhan vekili ile davalı Vedat davanın reddini savunmuştur.

 

Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş farkı bulunmadığı ve davalı Gökhan’ın borçlu Vedat’ın mali durumunu ve alacaklılarına zarar verme kastını bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava İİK’in 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve izleyen maddelerinde icra ve iflas Kanununun 277 izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve cevri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktadır.

Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üc grup altında ve İİK’in 278, 279 ve 280. Maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İKK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK’nın 278, 279 ve 280. Maddelerden birine göre iptal kararı verebilir. (Y.HGK25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar Sayılı İlamı ). Denilebilir ki, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılardan mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır. Somut olayda davalılar arasında yapılan satışlar bedeller arasında fahiş fark bulunmadığı gibi ve davalılar arasında akrabalık ilişkisi olduğu yönünde bir delil sunulmamıştır. Ancak davalıların birbirini tanıyıp tanımadıkları, birlikte çalışıp çalışmadıkları ve davalı Gökhan’ın borçlunun mali durumunu, giderek borçlunun mal kaçırma amacını ya da alacaklılarını ızrar kastını bilinebilecek durumda olup olmadığı üzerinde yeterince durulmamıştır. Dosyaya sunulan M. iletişim Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından verilen 29.04.2005 tarihli vekaletnamede hem borçlu hem de davalı Gökhan anılan şirketi temsile yetkili kılınmış ve borçlu Vedat bu yetkiye dayanarak dosya içinde bulunan servis sözleşmesini de imzalamıştır. Davalıların bu şirkette çalışıp çalışmadıkları belirlenmediği gibi şirketi temsile birlikte yetkili kılınmalarının nedenleri üzerinde de durulmamıştır. Bu vekaletnameyi şirket adına veren, dava dışı Ömer ile davalı borçlu Vedat arasında ticari bir ilişki yanında ceza davasına da konu olan ilişkiler de mevcut olduğu dosyaya yansıyan belgelerden de bellidir. Hem bu şirket temsilcisi ve hem de şirket münferit imza yetkilisi Ömer ile olan yakınlığı nedeniyle davalı Vedat ile davalı Gökhan’ın da birbirlerini tanıyıp tanımadığı yeterince irdelenmemiştir. Hal böyle olunca dosya içindeki ceza dosyası belgeleri de dahil olmak üzere davalılar arasında bir ilişki bulunup, bulunmadığı birlikte çalışıp çalışmadıkları, birbirlerini tanıyıp tanımadıkları ve bunun sonucunda borçlunun mal kaçırma amacının ya da alacaklıdan mal kaçırma kastının 3. kişi durumundaki Gökhan tarafından bilinip bilinmediği ya da bilebilecek durumda olup olmadığı üzerinde durularak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.