TASARRUFUN İPTALİ DAVASININ KARARINDA USULİ HATA

Hangi davalılar arasındaki tasarrufun hangi alacakla ilgili olarak iptaline karar verildiğinin hüküm yerinde açıkça yazılması gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm fıkrasında sadece yapılan tasarrufun iptaline karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

TASARRUFUN İPTALİ DAVASININ KARARINDA USULİ HATA
YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E: 2010/9680 K: 2011/424 T: 27/01/11

 

Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle;

 

Mahkemece davacı alacaklıya aciz belgesi ibraz etmesi için süre verilmesi, aciz belgesi ibraz etmediği takdirde davanın ön koşul yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne ve davalılardan Dursun’un tapuda yapmış olduğu 16.04.2002 tarihli işlemin iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılar Göksel ile Gürsel tarafından temyiz edilmiştir.

Dava İİK’in 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Tasarrufun iptaline karar verilmesi halinde davacı alacaklının dayandığı icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği gibi hangi tasarrufun iptal edildiği de tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Somut olayda davacı vekili davalı Dursun aleyhine İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2002/9166 ve 9117 sayılı dosyaları ile icra takibi yaptığını bildirerek bu alacakları nedeniyle alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile yapılan tasarrufun iptalini talep etmiş, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davacı vekili tarafından İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2002/9166 sayılı takip dosyasından aciz belgesi alınarak dosyaya ibraz edilmiş, diğer takip dosyasının ise bulunamadığı dairenin geri çevirme kararından sonra verilen cevaptan anlaşılmış olup mahkemece davalılardan Dursun’un yapmış olduğu tasarrufun iptaline karar verilmiş, ancak hangi alacakla ilgili olarak iptal kararı verildiği hüküm fıkrasında belirtilmemiştir. Bu nedenle mahkemece hangi davalılar arasındaki tasarrufun hangi alacakla ilgili olarak iptaline karar verildiğinin hüküm yerinde açıkça yazılması gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm fıkrasında sadece yapılan tasarrufun iptaline karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan Göksel vekili ile Gürsel’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinden temyiz eden davalılar Göksel ve Gürsel’e geri verilmesine 27.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.