TENKİS ŞARTLARI * TEREKE MEVCUDU * SABİT TENKİS ORANI * SEÇİM HAKKI

Muvazaaya konu olan payın terekeye iadesiyle tereke mevcudu değişecek olup, tenkis hesabında bu husus dikkate alınmalıdır. Tenkisten söz edilebilmesi için miras bırakanın sağlığında yaptığı işlem ile saklı payları zedelemiş olması gerekir. Bu zedelemenin tespiti için tereke mevcudunun tümünün bilinmesi gerekir.Tasarrufa tabi malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıkarsa yasanın öngördüğü tercih hakkı devreye girecektir.

TENKİS ŞARTLARI * TEREKE MEVCUDU * SABİT TENKİS ORANI * SEÇİM HAKKI
YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ E: 2012/2160 K: 2012/5336 T: 08/05/12

 

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis talebine ilişkindir.

 

Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; mahkemece, Dairenin bozma kararı doğrultusunda miras bırakanın bizzat temlik ettiği %2 pay yönünden istekle bağlı kalınarak davacıların saklı payları oranında iptal ve tescile karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.

Davacının temyiz itirazlarına gelince; taşınmazın kalan % payının miras bırakan tarafından 3. kişiden satın alınarak bedelinin onun tarafından ödendiği, buna karşın davalı adına tescil edildiği iddiasıyla tenkis isteğinde de bulunulmuş, mahkemece bu istek karşılanmamıştır.

Bilindiği gibi, muvazaaya konu % payın terekeye iadesiyle tereke mevcudu da değişecek olup tenkis hesabında bu hususun da gözetilmesi gerektiği açıktır.

Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlayamaması kazandırmalarının (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul, miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin hakların zedelenmiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilebilmesi ise kazandırma konusu terek ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümünün bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de terekenin pasifidir. Belirtilen borçların aktiften indirilmesiyle net terek oluşur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılıp parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Miras bırakanın Medeni Kanun'un 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak saptanmalıdır. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.

Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya T. Medeni Kanunu’nun 565. maddesinin 1, 2 ve 3.bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde, özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken T. Medeni Kanu-nu'nun 570. Maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirascılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa, davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.

Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde, tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse, bu kısımlar bağımsız bölüm halinde taraflar adına tescil edilmelidir.

Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde söz geçen 564.maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmayacağından, davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmalı 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değer .belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından ulunacak NAKTİN ödetilmesi karar verilmelidir.

Hal böyle olunca, yukarıdaki esaslar doğrultusunda araştırma ve değerlendirme yapılmalı gizli bağışa konu pay yönünden hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, tenkis Konusunda olumlu veya olumsuz hiçbir karar verilmemesi doğru değildir.

Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 Sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.madde gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.