TİCARİ DEFTERLER * USULSÜZ KAYITLAR * DELİL NİTELİĞİ

Açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defterler sahibi aleyhine delil teşkil edecektir.

TİCARİ DEFTERLER * USULSÜZ KAYITLAR * DELİL NİTELİĞİ
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E: 2012/19-400 K: 2012/581 T: 19/09/12

 

(..Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 18.08.2006 tarihli 22.000 adet elma kasası alım sözleşmesi yapıldığını, davalıya gönderilen dokuz adet faturaya itiraz edilmediğini, faturaların davalı defterinde kayıtlı olduğunu, müvekkilinin faturalardan kaynaklanan belgeli cari alacağı için takibe giriştiğini ileri sürerek davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.

 

Davalı vekili cevap dilekçesinde müvekkilinin ikametgahı olan Ankara mahkemelerinin yetkili olduğunu belirtmiş, esas savunmasında ise davalı şirketten 20.099 adet elma kasası teslim aldığını, sözleşmede belirtilen 6.15 birim fiyat+KDV üzerinden mal bedelinin ödendiğini, faturalarda mal bedelini anlaşmaya aykırı olarak birimfiyat 7.33 TL den hesaplandığını, sözleşmeye aykırı faturalar düzenleyen davacının bu durumu kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini ve kararlaştırılan faiz oranı olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına ve re’sen yapılan hesaplamaya göre sözleşmede belirlenen birim fiyat 6, 15 YTLden 20.099 adet elma kasasının alınması sonucu, davalı ödemelerinden sonra kalan miktarın, talep edilen faturalarda yazılı elma kasasına oranlaması yolu ile bulunan miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun icra dosyasına itirazın kısmen iptali ile icra takibinin 112.05 TL asıl alacağa takipten itibaren 3095 Sayılı Yasa’nın 2/2. bendindeki faiz oranının uygulanması suretiyle devamına, hüküm altına alınan miktar üzerinden %40 icra inkar tazminatı tutan 44.82 TLnin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davacı tarafın temyizi yönünden ise taraflar arasındaki uyuşmazlık, elma kasası satışı nedeniyle düzenlenen faturalardaki birimfiyatı-nın sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı ve sözleşmede belirlenen birimfiyat üzerinde talep edilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede birim fiyat olarak 6.15 TL kararlaştırılmışsa da, dava konusu faturalar 7.33 TL birimfiyat üzerinden düzenlenmiş ve davalı bu faturalara itiraz etmeyip kendi defterlerine işlemiştir. Hal böyle olunca davalının dava konusu edilen faturalarda gösterilen birimfiyatı ve fatura toplamlarını benimsediğinin kabulü gerekir.Dava konusu edilen faturalar toplam 27 Milyar TL olduğu halde, davacı tarafından 25 Milyar TL üzerinden icra takibine girişilmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının defterine kaydetmekle içeriğini kabul etmiş sayıldığı, dava konusu faturalara yönelik talep gözetilerek bir hüküm kurulması gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden: Davacı vekili

Hukuk Genel Kurulu Kararı

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine, özel dairece yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını, davacı vekili temyize getirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; elma kasası satışı nedeniyle düzenlenen faturalardaki birim fiyatının sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı ve sözleşmede belirlenen birim fiyat üzerinde fiyat talep edilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle, ticari defterlerin delil kuvveti üzerinde durmakta yarar vardır;

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı TTK)'nın 84. maddesi; “Kanun'a uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz” hükmünü içermektedir.

Aynı konuda “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu (HMK)'nın 222/4. maddesi; “Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlan, sahibi aleyhine delil olur." Hükmünü içermektedir.

Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık, elma kasası satışı nedeniyle düzenlenen faturalardaki birim fiyatın sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı ve sözleşmede belirlenen birim fiyat üzerinde fiyat talep edilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Taraf-lar tacir olup, defterlerini usulüne uygun olarak tuttukları, ancak her iki tarafın ticari defterlerinde kapanış onayınınbulunmadığı, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede birim fiyat olarak 6.15 TL kararlaştırılmışsa da, dava konusu faturalar 7.33 TL birim fiyat üzerinden düzenlenmiş ve davalı bu faturalara itiraz etmeyip kendi defterlerine işlemiştir. Bu durumda davalının dava konusu edilen faturalarda gösterilen birim fiyatı ve fatura toplamlarını benimsediğinin kabulü gerekir.

Yukarıda açıklandığı üzere, açılış veya kapanış onaylan bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur, kuralı gereğince davalının defterlerinde kayıtlı bulunan uyuşmazlık konusu faturaların aleyhine delil olacağının kabulü gerekir.

Mahkemece, davalının defterine kaydetmekle içeriğini kabul etmiş sayıldığı dava konusu faturalara yönelik talep gözetilerek bir hüküm kurulması gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

O halde yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı kanunun 440/1 maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 19.09.2012 gününde yapılan görüşmede oybirliği ile karar verildi.