Boşanma - Eşe yalan söyleme -YARGITAY İKİNCİ HUKUK DAİRESİ Esas : 2019/4437 Karar : 2019/11963

YARGITAY İKİNCİ HUKUK DAİRESİ Esas : 2019/4437 Karar : 2019/11963

Boşanma - Eşe yalan söyleme -YARGITAY İKİNCİ HUKUK DAİRESİ  Esas : 2019/4437 Karar : 2019/11963
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
T.C.
YARGITAY
İKİNCİ HUKUK DAİRESİ

 

Esas : 2019/4437
Karar : 2019/11963
Tarih : 04.12.2019

 

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından, kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-İlk derece mahkemesince tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduğunun kabulü ile tarafların boşanmalarına davalı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) taleplerinin reddine, davalı kadın yararına aylık 300 Türk lirası yoksulluk nafakasına (TMK m. 175) karar verilmiş, davacı erkeğin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, görevli Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 06.03.2019 tarih 2017/2693 esas - 2019/414 karar sayılı kararı ile “Somut olayda; davalıya 03/05/2016 tarihinde dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı yanın davaya süresinden sonra 26/05/2016 tarihinde cevap dilekçesi vermesine göre mahkemece davalı yanca bildirilen ve dinlenen davalı tanıkların beyanlarının hükme esas alınarak davacı erkeğe " alkol aldığı, davalı ve müşterek çocukları tehditle evden attığı" şeklindeki kusurların yüklenmesi doğru olmamıştır. Yapılan bu tespit ve toplanan delillerden; davalı kadının ilk derece mahkemesince kendisine kusur olarak yüklenilen istinaf başvurusunda bulunmadığın dan kendisi açısından kesinleşen "Davacı eşine hakaret etmek, ev işleriyle ilgilenmemek, eşine yalan söylemek" şeklindeki kusurlu davranışları karşısında davacı erkeğin de kendi tanık anlatımlarına nazaran ilk derece mahkemesince doğru şekilde tespit edilen ve gerçekleşen "Eşine hakaret etmek" şeklinde kusurlu davranışının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu hâle göre boşanmaya sebep olan bu olaylarda davalı kadın davacı erkeğe nazaran ağır kusurlu olup mahkemenin tarafları eşit kusurlu bulması hatalıdır.” şeklinde gerekçe ile davacının kusur tespiti ve davalı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasına yönelen istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının yoksulluk nafakasına ilişkin kısmı kaldırılarak, davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 129/1-d-e maddeleri gereğince, davalı savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar. Somut olayda; dava dilekçesi davalı kadına 03.05.2016 tarihinde tebliğ olunmuş, davalı kadın iki haftalık cevap dilekçesini verme süresi (HMK m. 127) geçtikten sonra 26.05.2016 tarihinde cevap dilekçesi sunarak yoksulluk nafakası talebinde bulunmuştur.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesi gereğince; "Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır" hükümlerini düzenlemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalı kadın ilk kez cevap dilekçesini verme süresi geçtikten sonra sunduğu dilekçe ile yoksulluk nafakası talebinde bulunmuş olup, usulüne uygun şekilde yapılmış bir ıslah işlemi bulunmadığı ve karşı tarafın açık muvafakatinin da olmadığı gözetildiğinde süresinde ileri sürülmeyen bu talep, yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekir ise de; bu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanmasına (HMK m. 370/2) karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının hüküm fıkrasının C-2 bendinin hükümden tamamen çıkarılması ile yerine “Davalı kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına” cümlesinin yazılmasına, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 06.03.2019 tarih, 2017/2693 esas-2019/414 karar sayılı kararının yoksulluk nafakasına ilişkin kararının bu şekilde DÜZELTİLEREK, davalının kusur belirlemesine ilişkin temyiz itirazlarının ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.04.12.2019 (Çrş.)